Yılbaşı Kutlamaları Hakkında Bir Değerlendirme

Yazar: Muhammed Atta - Yazının Tarihi: 25 Aralık 2018 | 18 Rebiülahir 1440 Salı 07:37

Hamd âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir. Resulullah’a, ailesine ve tüm ashabına salat ve selem olsun.

Yılbaşından maksat, Hristiyanların İsa (aleyhis-selam)’ın doğumu olarak kabul ettikleri gündür, doğum anlamına gelen “Milat” kelimesi de buradan gelmektedir. Maalesef Türkiye’de de İslam’a intisap eden birçok kimse bilerek veya bilmeyerek Hristiyanların bu bayramlarına iştirak etmekte. Amacımız, bu ve benzeri gayri Müslimlerin bayramlarına iştirak etmenin ve kutlamanın İslam’daki hükmünü ele almaktır.

Yılbaşının yaklaşması hasebiyle her ne kadar konu bu açıdan ele alınsa da, aslında kâfirlere ait olan tüm bayramlar için aynı hükümler geçerlidir. Nitekim Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Medine’ye geldiğinde müşriklerin kendi bayramlarını kutladıklarını görür ve ‘Allah’ın bizi bundan daha hayırlı olanıyla değiştirdiğini’ bildirir.

Enes (radiyallahu anh)’den rivayet olunduğuna göre şöyle der: “Cahiliyede Medinelilerin her sene eğlendikleri iki günleri vardı. Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) Medine’ye geldikten sonra şöyle buyurdu: “Sizin eğlendiğiniz iki gününüz vardı, artık Allah sizin için onların yerine onlardan daha hayırlı olan iki gün vermiştir: “Fıtır günü ve günü.”[1]

Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) onların benimsedikleri bayramlarını onaylamayıp onların yerine alternatif getirmiştir. Bir şeyin hem bedelinin hem de kendisinin bir arada bulunması mümkün olamayacağından, âlimler hadisten, müşriklerin bayramlarının kutlanmasının yasak olduğunu çıkarmışlardır. Nitekim Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem), raşid halifeler ve onlardan sonraki dönemlerde, sahabe çocukları ve kadınlarının bu bayramlara iştirak ettiklerine dair hiçbir rivayet gelmemiştir, oysaki ticaret vb. birçok sosyal aktivite ve muamelelerde iç içe yaşamaktalardı. Bu uygulamaları nedeniyle zamanla bu bayramlardan hiçbir eser kalmamıştır.

Bayramlar her dinin kendisine ait olan şiarlarındandır, bayramları diğer sıradan eğlence faaliyetleriyle bir tutmamız doğru değildir. Bununla ilgili olarak Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmaktadır: “Her topluluğun bayramı vardır, bu da bizim bayramımızdır.”[2]

Allahu Teâlâ’nın “Onlar, yalana şahitlikte bulunmayanlar, boş ve yararsız sözle karşılaştıkları zaman onurlu olarak geçenlerdir.[3] buyruğuyla ilgili olarak, Ebu’l-Âliye, Tavus, Muhammed b. Sîrîn, Dahhak, Rebî b. Enes ve başkaları: ‘bunun müşriklerin bayramları olduğunu’ söylemiştir.[4]

Sabit b. Dahhak’tan rivayet olunduğuna göre şöyle der: “Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) döneminde bir adam Bevane denilen yerde kesmek üzere bir deve adağında bulundu ve Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem)’e gelip şöyle dedi: “Ben Bevane’de bir deve kesmek üzere adakta bulundum?” Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Orada ibadet edilen cahiliye putlarından birisi bulunuyor mu?” (Oradakiler) “Hayır” dediler. Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem): “Onların bayramlarından birisi var mıdır?” “Hayır” dediler. Bunun üzerine Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Adağını yerine getir, zira sadece Allah’a masiyette yapılan adağa ve âdemoğlunun sahip olmadığı adağa vefa yoktur.”[5]

Hadiste adağın yerine getirilebilmesi iki şarta bağlanmıştır: Birincisi, o mekânda ibadet edilen cahiliye putlarının bulunmaması, ikincisi ise, o zaman diliminde onların bayramlarından birisinin olmamasıdır. Bunlardan birisinin bulunması ise yapılan adağın geçersiz olmasına neden olacaktır. Günümüzde ise, vb. bayramlarda hem zaman, hem mekân hem de bizzat müşriklerin bulunması nedeniyle bu tür etkinliklere katılmanın veya kutlamanın yasaklanması birçok yönden belirginleşmektedir.

Hakikatte bir topluluğun bayramlarının kutlanması, onların taklit edilmesi ve onlara benzeme anlamına gelir. Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurur: “Kim bir topluluğa benzerse o da onlardandır.”[6]

Hadisle ilgili olarak İbn Teymiye şöyle demektedir: “Bu hadisin zahiri, her ne kadar onlara benzeyenin küfrünü gerektirmese de en azından onlara benzemenin haramlığını gerektirir.”

Ömer b. Hattab (radiyallahu anh) şöyle der: “Bayram günlerinde müşriklerin kiliselerine girmeyin. Zira Allah’ın gazabı onlar üzerindedir.”[7]

İbn Kayyim (rahimehullah) şöyle der: “Kendilerine özel olan küfür şiarlarının tebrik edilmesi, ittifakla haramdır. Örneğin onların bayramlarının ve oruç günlerinin tebrik edilerek “Bayramınız kutlu olsun” ya da “Bayramınız şad olsun” vb. gibi. Bunu söyleyen, küfürden salim olsa bile, bu haramlardandır. Bu, haça secde etmesini tebrik etme konumundadır, hatta Allah katında daha büyük bir günahtır. Yine bu, içki içilmesi, adam öldürülmesi, haram olan suçunun işlenmesi vb. kötülüklerin kutlanmasından daha kötüdür. Yaşantılarında dinin bir değerinin bulunmadığı kimseler, yaptığının ne kadar kötü bir şey olduğunu bilmeden buna düşerler. Kim bir kimseyi, günahı, bid’ati veya küfründen ötürü tebrik ederse, Allah’ın gazabına ve kızgınlığına maruz kalmıştır.”[8]

Ebu Hafs El-Hanefi (rahimehullah) şöyle der: “Kim onların günlerine saygı maksadıyla bir müşrike bir yumurta hediye ederse, Allahu Teâlâ’ya küfür etmiştir.”[9]

Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurur: “-Onlara bizden önce kitap verilmesine ve bize de onlardan sonra verilmesine rağmen- kıyamet günü bizler sonradan gelen öncüleriz. Sonra bu Allah’ın onlara farz kıldığı gündür ki onda ihtilaf etmişlerdir. Allah bizi ona hidayet etti ve insanlar bunda bize tabidirler. Yahudiler cumartesi günü, Hristiyanlar Pazar günü biz ise (bizim bayram günümüz ise) Cuma günüdür.”[10]

İbn Teymiye (rahimehullah) şöyle der: “Eğer haftalık tatilde durum böyleyse, yıllık tatilde de durum aynıdır, aralarında bir fark yoktur.”

Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmaktadır: “Karış karış, arşın arşın sizden öncekilerin yollarına uyacaksınız, hatta bir kelerin deliğine bile girseler onların ardından gideceksiniz.” Sahabeler: “Ey Allah’ın Resulü, bunlar Yahudi ve Hristiyanlar mıdır?” diye sorunca, Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem): “Başka kim olacak?” buyurdu.

İmam Nevevi, hadiste peygamberimizin (sallallahu aleyhi ve sellem) mucizesinin bulunduğunu ve bu ümmetin diğer topluluklardan ziyade Yahudi ve Hristiyanları taklit edip onlara tabi olduğunu söylemiştir. Günümüzde ise sadece yılbaşında değil giyim kuşamlarında, yaşayış tarzlarında, kültürlerinde ve eğilimlerinde gençlerimizin kitap ehli olan ’yı taklit etmesi de hadisin tezahürlerindendir.

Yılbaşında o güne özel tombala, milli piyango, çam hediye etme, Noel elbiseleri giyme, hindi kesme, o güne mahsus eğlencelere katılma, alkollü içecekler tüketilmesi vb. uygulamalar da, o günün kutlanması sayılmasının yanında ayrıca bir günahtır. aileler sorumluluklarının bilincine varıp kendilerini ve çocuklarını bu tür etkinliklerden korumalı, çocuklarını onlara özendirmeyip alternatifi olan İslami bayram ve faaliyetlere yönlendirmelidir. Aksi halde bu uygulamalar kişinin niyetine göre en azından haram olan fiillerdendir. Eğer sadece eğlenme ve gönül hoşnut etme değil de gerçekten de onların kutsal günlerinin tebrik edilmesi amaçlanırsa, bu küfür amellerinden olur.

İslam tarihçisi İmam Zehebi şöyle der: “Eğer birisi “biz onlara benzemeyi kast etmiyoruz” derse, şöyle denilir: Onların bayramlarına ve özel günlerine muvafakat etme ya da iştirak etmenin bizzat kendisi haramdır. Bu, Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’den sabit olan şu sahih hadisten ötürüdür: “Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) güneşin doğuş ve batış vaktinde kılınmasını yasaklamış ve şöyle buyurmuştur: “O, şeytanın iki boynuzu arasından doğar ve kâfirler o zaman secdeye kapanırlar.” Namaz kılan kimse ise bunu kast etmemektedir, zira bunu kast etmiş olsa kâfir olur. Ancak bizzat onlara muvafakat edilip iştirakte bulunulması haramdır.”

Yanı başımızda cereyan eden Suriye savaşında ve dünyanın farklı yerlerinde Müslümanların maruz kaldıkları, öldürülme, tehcir ve işkencelere kayıtsız kalarak soğukkanlılıkla televizyon karşısında, eğlence merkezlerinde veya caddelerde yılbaşı kutlamalarına katılmak, günah olması bir yana Müslüman kimliğini taşıyan bir kimsenin kendisine yakıştırmaması gereken bir tutumdur.

Bir taraftan açlıktan kedi yemek zorunda kalan Müslümanları görürken diğer yandan fütursuzca kaynaklarımızı sömüren batılıların bayramlarını kutlamak, adeta onların sömürülerini kutlamak anlamına gelecektir.

Bir takım Müslümanlar kalacak bir yerleri bulunmadığından ailece hep birlikte sokaklarda yaşarken, aynı sırada bir gecede bütün bu yoksulların ihtiyaçlarını karşılayacak düzeyde eğlenme adına israflara girilmesi, İslam’dan öte insaflı bir insanın benimseyemeyeceği bir tutum olacaktır.

Ey Müslüman, yılbaşı ve benzeri bayramları kutlama, çoluk çocuğunu ve akrabalarını bu kutlamalardan engelle, her gece ne yapıyorsan hiçbir şey yokmuş gibi aynı şeyleri yapmaya devam et, hatta kulağına ya da gözüne yanlış olan bir şeylerin erişmemesi için erkenden yatman daha iyi olacaktır.

Televizyon, , radyo vb. araçlarıyla insanlar bu tür kutlamalara teşvik edilip özendirilirken bizim söyleyeceklerimizin ne kadar cılız kalacağını biliyoruz, ancak bizler sadece gücümüzün yettiğinden sorumluyuz ve etrafımızdaki insanları bu konuda uyarmamız ve sakındırmamız şu günlerdeki en önemli vazifelerimizdendir.

Rabbimizden, gizli ve açık şirkten ve günahların her türlüsünden bizi korumasını, hatalarımızı bağışlamasını, salihlerle birlikte olup salihler gibi yaşamamızı ve salihlerle birlikte haşrolunmamızı diliyorum.

Âlemlerin Rabbi olan Allahu Teâlâ’ya hamd ederiz.

 

Muhammed Atta
https://t.me/Shamuna1440

[1] Nesai

[2] Buhari

[3] Furkan: 72

[4] İbn Kesir, Kurtubi.

[5] Ebu Davud

[6] Ebu Davud

[7] Beyhaki

[8] Ahkamu Ehlu’z-Zimme

[9] Fethu’l-Bari

[10] Buhari ve Muslim.

Bir Yorum Yazın