Üstün: Türkiye ve İsrail ilişkileri…

fetih medya
Fetih Medya
Fetih Medya Haber Merkezi
⌚Haberin Tarihi: 23 Mayıs 2018 | 8 Ramazan 1439 Çarşamba 15:31

, ve Toplum Araştırmaları Vakfı Washington Ofisi (SETA DC) Direktörü Kadir Üstün, “Türkiye-İsrail ilişkilerine bakın, bu ilişkilerin Filistin meselesindeki duruma göre şekillendiğini görürsünüz. Gelecekte , tarafsız bir arabulucu ya da barış yapıcı bir rol iddia edemeyecek” dedi.

ABD’nin başkenti Washington’da SETA DC tarafından düzenlenen “ABD’nin Büyükelçiliğini Kudüs’e Taşımasının Sonuçları” başlıklı panele Mortons Group Başkanı Geoffrey Aronson, Ortadoğu Barışı Vakfı Başkanı Lara Friedman, Washington Enstitüsü Kıdemli Uzmanı Ghaith al-Omari ve SETA DC Direktörü Kadir Üstün konuşmacı olarak katıldı. Panelin başkanlığını ise SETA DC Araştırma Direktörü Kılıç Buğra Kanat yaptı.

Ortadoğu’da özellikle ABD-İran kapışması nedeniyle son derece dinamik bir dönemden geçildiğine işaret eden Üstün, ABD’nin adımının bölgedeki istikrarsızlığa katkıda bulunacağını söyledi.

Üstün, “İran karşıtı koalisyonun dışında kalan mesela Türkiye gibi ülkeler, Kudüs kararına karşı daha ciddi şekilde endişelerini dile getirmenin yollarını arıyor.” değerlendirmesini yaptı.

”Fi̇li̇sti̇n türki̇ye i̇çi̇n her zaman önemli̇ydi̇”

Filistin meselesinin Türkiye için her zaman çok önemli olduğunu vurgulayan Üstün, “Türkiye-İsrail ilişkilerine bakın, bu ilişkilerin Filistin meselesindeki duruma göre şekillendiğini görürsünüz. Gelecekte ABD, tarafsız bir arabulucu ya da barış yapıcı bir rol iddia edemeyecek, bütünüyle İsrail’in tarafında bir aktör olarak görülecektir.” diye konuştu.

ABD’nin elçilik adımının kısa ve orta vadede birçok gelişmeye kapı aralayacağını kaydeden Geoffrey Aronson ise Balfour Deklarasyonu’ndan sonra İsrail’e verilmiş en büyük desteklerden birinin, Donald Trump yönetiminin elçilik adımı olduğunu belirtti.

İlgilinizi Çekebilir:  15 Temmuz'a "Hikaye" diyen kişiye gözaltı

süreci̇ sona erdi̇”

Lara Friedman da ABD’nin Ortadoğu ile ilgili eylemleri kadar söylemlerinin de daha yakından takip edilmesi gerektiğini anlattı.

Trump’ın bazı konularda vaatlerini yerine getirmeye önem verdiğini söyleyen Friedman, “Oslo sürecinin sona erdiğini gösteren daha güçlü bir sinyal olamazdı. Elçilik adımı bunu ortaya koydu.” değerlendirmesinde bulundu.

Ortadoğu barış süreciyle ilgili ümitvar olmayı gerektirecek çok fazla neden bulunmadığını dile getiren Friedman, “Ortadoğu Barışı konseptini yeniden tanımlamak adına bilinçli bir şekilde bölgeye kaos enjekte edilen bir dönemden geçiyoruz. Bu durumun istikrar getireceğine inanmıyorum.” görüşünü aktardı.

Arap ülkeleri̇ni̇n tavrı

Ghaith al-Omari ise ABD ile Filistin arasındaki ilişkilere temas ederek, Kudüs kararının bir Arap koalisyonu oluşmasını da engellediğini ve birçok Arap ülkesinin bu karara pek sesini çıkarmadığını ifade etti.

ABD’nin Kudüs adımının, Ürdün gibi ABD’nin bölgedeki bazı müttefiklerinin aleyhine işlediğini savunan Omari, bu kararın ardından bölgede istikrarlı bir sürecin sağlanmasının oldukça zor olacağına dikkati çekti.

Filistinliler, ABD’nin büyükelçiliğini Kudüs’e taşımasını ve İsrail’in kuruluş yıl dönümü olan Nekbe’nin (Büyük Felaket) 70. yılını protesto etmek için ’ta abluka altındaki Gazze sınırında gösteriler düzenlemişti.

Barışçıl gösterilere eden İsrail askerlerinin saldırılarında 65 şehit olmuş, 3 binden fazlası yaralanmıştı.

Gereksizse Sil

Bir Yorum Yazın