Şam’ın Fethi Cephesi Sözcüsü Hüsam Eş- Şâfiî ile El Cezire Röportajı

Fetih Medya
Fetih Medya Haber Merkezi
⌚Haberin Tarihi: 6 Ocak 2017 | 8 Rebiülahir 1438 Cuma

Şam’ın Fethi Cephesi’nin resmi sözcüsü Hüsam Eş- Şâfiî, El Cezire Gaziantep Muhabiri Muhammed Kennas’ın Astana Ateşkes Anlaşması ile ilgili sorularını yanıtladı.

Röportajın eksiksiz metnini ilginize sunuyoruz:

Muhabir:
, ’da ateşkes imzalayan herkes Astana’daki görüşmelere katılacak ancak Şam’ın Fethi Cephesi bunun dışındadır. ŞFC’nin Astana’daki görüşmelere karşı bakışı nedir?

Hüsam Eş- Şâfiî:
            Size bizim bu konudaki duruşumuzu söylemeden önce, söz konusu anlaşmanın öncesinden bahsetmek isterim. Rusya, askeri olarak topraklarına girerek sivilleri, okulları, ve hastaneleri bombaladı. Dünya devletlerinin suskunluk ve kınamaktan başka bir yardımı olmayan Halep’te, gerçekleştirdiği ise apayrı bir kıyımdır. Rusya konusundaki askeri operasyonlar ajandasını hayata geçirdi. Ve bu şekilde tarafları “siyasi çözüm” yönüne doğru çekmeyi başardı. Rusya ABD ile Suriye konusundaki anlaşmasının ardından Türkiye ile ortak bir payda da buluşmayı başardı. Ayrıca Rusya diplomatik bazı girişimlerle Halep ve diğer bölgelerde gerçekleştirdiği katliamları örtmeyi de başardı. Kendini Suriye’deki krizi bitirmeyi başarabilecek -kilit devlet- olarak gösterdi. Türkiye gruplara baskı yaparak bir taraftan topluyor, Rusya da boş durmayarak rejime garantör oluyordu. Rusya kendi çözüm çıkarları ve hedefleri doğrultusunda sahada faydalandığı İran milislerinden vazgeçti. Şimdi de gerçekleştirmek için adım attığı çıkarlarını koruma derdinde. İran ise Rusya’nın aksine taşıdığı ideolojik projeyi bölgede gerçekleştirmek için zalim rejiminin kalmasını istiyor.
            “Suriye’de krizi bitirme” ismini taşıyan anlaşmanın nedense Suriyeli bir aktörü yok. Anlaşmayı imzalayan muhaliflerin kanadına gelince bu kendi iradeleri ile değildi. Muhalifleri Astana’daki görüşme masasına oturtmak için zalim rejimi öne çıkartıp desteklediler, her zamanki gibi siyasi çözüm talep etti. Bu şekilde üzerlerine yapılan büyük baskı sonucu ateşkes anlaşmasını imzalamak zorunda bırakıldılar. Akabinde ise  ve İran milislerinin ne olacağı belirtilmeden, işgalci Rusya’nın muhaliflerin hakkını koruyacağı görüşmeler başladı. Anlaşma Suriye’deki en etkin güçlerden ŞFC’nin vurulacağını belirtiyordu.
Biz bu anlaşmanın büyük bir yanlış olduğunu ve altına imzayı atan herkesin bu yanlıştan sorumlu olduğunu, bunun (direnişin) bir emanet olduğu ve hesaba çekileceklerini düşünüyoruz.
Suriye halkı kurbanlarını  böyle alçaltıcı, zalim rejimi tekrardan başa getirecek bir anlaşma için kesinlikle vermedi . O zalimler halkı koruyan herkesi bombaladılar, şimdi bu kadar katliamdan sonra sözde ateşkes  ilan edip aradan sıyrılarak  izleyici koltuğuna oturmak istiyorlar.
            Rusya’nın garantörlüğünde “siyasi çözüm” adı altında, zalim rejimle bu alçaltıcı uzlaşma insanları aldatmaktır. Ve verdikleri şehitleri heder etmektir. Dillendirdikleri bu siyasi çözüm neymiş ki?
Eğer ki, bu çözüm herkesin çıkarlarını koruma görünümünde, zalim rejimi tekrar ayağa kaldırma işlemi ve Şam’ın dışındaki bölgelerin “güdücü devletler” arasında paylaşması ve Ehl-i Sünnet’e hiç bir şey verilmemesi ise bu bizim reddettiğimiz ve kabul etmeyeceğimiz bir çözüm(!)dür. İşin bu kadarının bilinmesi bu anlaşmayı yürüten herkesin alnına utanç olarak çalınmaya ve Suriye halkına ihanet olarak vesikalanmaya yeter.
            Biz siyasi çözüme karşı değiliz. Bizim bugün yürüttüğümüz siyasi çözüme ulaşmak içindir. Çözüm denilen şeyde bakılması gereken şey: Müslümanların kanlarını koruyup, kaybetmiş oldukları haklarını geri verip, onların İslam Şeriatı’nın gölgesinde yaşamalarını sağlayacak mı?
            Son olarak vurgulayalım ki, bu anlaşmanın öngörü maddeleri ve ana başlıkları altına imza atan herkes hatalıdır. Bu görüşmelerden Suriye için bir çözüm çıkmayacaktır. Aksine karışıklığı artıracak ve uluslararası platformlarda kaybolacaktır. İnsanlar sadece anlaşmanın numaralarını hatırlayacaklardır. Yeni görüşmeler ise gelecek nesillerin ve verilmiş kurbanların yok olmasını takip edecektir.

Muhabir:
ŞFC Astana görüşmelerinden çıkacak kararları kabul edecek mi?

Hüsam Eş- Şâfiî:
            Size daha önce söylediğim gibi bu anlaşmanın hazırlandığı ortam, imzalaması için gruplara yapılan baskılar ve anlaşmanın daha önceden planlanmış olan şartları, bize hiçbir şekilde hayır getirmeyecek bilakis şerrin büyüğünü getirecektir. Şehitlerin kanlarını ve harcanan vakti heder edecektir.
Bugün Suriye Direnişi saflarını tekrardan düzenleyecek, o devrim ruhunu tekrardan kazandıracak, siyasal alanda ve sahada başarılar gerçekleştirecek, meydanlarda koşturacak, herkesin yanında duracağı, cihatta, safları birleştirmede güçlü olacak bir lidere ihtiyacı var. Bugün ise gelinen durum bundan uzaktır. Sürece baktığımızda grupları bırakın, Suriye halkı adına görüşme yapabilmek, anlaşma imzalamayı kabul eden küçük bir topluluğun değil herkesin hakkıdır, kimsenin kişisel hakkı değildir. Akıllı bir insan halkımızı rejimden fazla vuran Rusya tarafından sağlanan bu anlaşmayla,  zalim Esed rejiminin yıkılıp, yerine Ehl-i Sünnet bir rejimin getirilebileceğini düşünebilir mi? Bu kadar gaflet ve saflık yeter! davasındaki görüşmeler, konferanslar, toplantılar Filistinlileri daha fazla göç ettirmek, Ehl-i Sünneti zayıflatmaktan ve ve işbirlikçilerini güçlendirmekten başka ne kazandırdı ki?

İlgilinizi Çekebilir:  Gannuşi'den ilginç 'cihad' yorumu: En iyi teknolojileri kullanın, insana yatırım yapın

Muhabir:
ŞFC ile ateşkes anlaşmasını imzalayan gruplar arasında çatışma çıkması ihtimali nedir?

Hüsam Eş- Şâfiî:

           Öncelikle biz kardeşlerimiz aynı sahada yaşıyoruz. Bu sahayı kardeşlerimizle paylaşıyoruz. Birbirimizden güç alıyoruz. Şüphe yok ki, bizi birleştiren etkenler ve sebepler, aramızdaki ayrılıklardan daha güçlüdür. Eğer ki hata olarak gördüğümüz, yaşadığımız bu olaylardan dolayı kardeşlerimize kızarsak, bu kesinlikle çatışma ve karşı karşıya gelme sebebi olmayacaktır. Ancak kim kendini Rusya ve rejimin çıkarlarına direk veyahut da dolaylı yoldan hizmet eder bir konuma getirirse, devrim için dökülen kanların sahipleri onlara merhamet etmeyecektir. Çünkü artık her evden bir şehit, bir yetim ve dul kalmış kadınlar vardır.
Herkesin kabul ettiği bir gerçek var. O da Esed rejiminin güç, cihad, sabır ve kurban vererek düşeceğidir. Beşşar Esed’in sırf ülkeyi yönetmek için yapmadığı şey kalmadı. Böyle bir kişinin, barışçıl bir yolla, orada veya burada imzalanan anlaşmalarla yönetimi bırakacağı akıl kârı mıdır? Bu rejimin zalimliğini tanıyan herkes bunun akıl işi olmadığını bilir.

Muhabir:
ŞFC’den El-kaide isminden uzaklaşacağı ve diğer gruplarla çatışmasının önüne geçeceği bir beklenebilir mi?

Hüsam Eş- Şâfiî:
            ŞFC yayınladığı beyanatla açıkca Suriye dışından herhangi bir yapı ile ilişkisi olmadığını duyurmuştu. Cihadının ve çalışmalarının, bütün müesseleriyle beraber Esed rejimini devirmeye yönelik olduğunun altını çizmişti. Biz de tekrar Suriye’deki Ehl-i Sünnet halkının çıkarlarını koruyacak, ana çizgileri olan, devrimin hedeflerini gerçekleştirecek bütün birleşmelere hazır olduğumuzu söylemek isteriz. Bu birleşme hem siyasi ve hem de askeridir. Hedefi ise Allah’ın dinini yeryüzünde hakim kılmak, Müslüman halkın kimliğini korumaktır. Biz diğer gruplarla aramızda bulunan mezhepsel görüş ayrılıklarını ve tefrikaya düşürecek bütün ihtilafları aşmış bulunuyoruz. Bugün üzerimize düşen tek bir hedefe yoğunlaşmak, rejim ve İran milislerinin zulmünü ortadan kaldırmak, Ehl-i Sünnet halkımızı korumak, devrimimizin ve cihadımızın hedeflerini gerçekleştirmektir.

Orjinal Metin: http://www.aljazeera.net/news/reportsandinterviews/2017/1/4/

Çeviri: Enes Türkmenoğlu

Fetih Medya – Özel Haber

Bir Yorum Yazın

    • Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz?