Sahte kahraman ‘Ahed Tamimi’

Yazar: Musa Yıldız - Yazının Tarihi: 2 Ağustos 2018 | 20 Zilkade 1439 Perşembe 17:54

Sizinle, Ahed Tamimi’nin pasif bir Filistin direnişi oluşturma çabasında olup olmadığını, direnişin İslami perspektifini zayıflatmak için planlanmış bir olup olmadığını, direnişe seküler ve liberal bir boyut kazandırmaya çalışıp çalışmadığını konuşmadan önce şunu belirmek isterim ki: İslami kesimlerin Ahed Tamimi hakkındaki olumsuz düşünceleri kesinlikle tesettür ile alakalı değildir.

Türkiye’deki solcuların, İslami kesimlerin Ahed Tamimi hakkındaki olumsuz düşüncelerini: “inanç(tesettür) merkezli tepkiler” olarak değerlendirmesi tartışmayı basite indirgeme girişimidir.

Eğer durum gerçekten iddia ettikleri gibi olsaydı: Ahed Tamimi hakkındaki olumsuz düşünceler aynı zamanda Amerikalı Yahudi Rochel COORRIE hakkında da olurdu. Kendisi İsrail buldozerlerinin filistinlilerin evlerini yıkmasına engel olmak için buldozerlerin önüne geçmesi sonucu ezilerek hayatını kaybetmişti. Evet solcular, sahip oldukları ideoloji gereği bu tür demogojilerden eksik kalmazlar zaten!

Peki olumsuz düşüncelerimizin dayanağı nedir? Bunları kısaca madde halinde belirmek gerekirse:

1- Ahed Tamimi’yi ailesi ile birlikte Filistine yerleştiren kişi Leyla Halid’dir.

2- Leyla Halid, Ahed Tamimi ve ailesi için “fikir anası” niteliğindedir.

3- Ahed’in babası Bassem, Esedçi ve 2011 halk ayaklanmasını fitne olarak görüyor. Esed’e karşı ayaklanan muhalifleri, paralı/satılık insanlar olarak nitelendiriyor.

Fetih Medya

4- Ahed’in tutuklanma gerekçelerinden biri İsrail askerine tokat atmasıydı. Küçük yaştan beri kimlerin çektiği belli olmayan İsrail karşıtı pozları ile tanınan Ahed; İsrail tarafından hiç bir yaptırıma maruz kalmaması akıllarda soru işaretleri bırakıyor.

5- Ahed, batı menşeli Kuruluşları ve medyaları tarafından kahraman olarak lanse edilerek el üstünde tutuluyor.

Şu maddeler kısmı olarak Ahed hakkındaki olumsuz düşüncelerimizin dayanağıdır. Bu dayanaklara bir getirmek istiyorum:

Öncelikli olarak Leyla Halid sol görüşlü(sosyalist) olması ile birlikte Filistin direnişinin -sözde- sembolü haline gelmiştir. Leyla Halid daha önce yaptığı açıklamalar ile Türkiye gündemine de oturmuştu. Açıklamalarında: -gezi olaylarını kastederek- ” Hükümeti diz çöktürene kadar direnin” çağrısında bulunmuştu.

Leyla Halid aynı zamanda İmralıda tutuklu bulunan PKK lideri Abdullah Öcalan’ın serbest kalması için kampanyalar düzenlemişti. Halkların Demokratik Partisi (HDP) kongresine katılmak için de daha önce Ankara’ya gelmişti. Sosyalist olması sebebiyle bu şekilde gündeme gelmesi ise gayet normal. İdeolojik dostluk bunu gerektirir diyelim!

Bizim sorunumuz Ahed’in Müslümanlar gibi giyinip giyinmemesi değildir; bilakis zalim karşıtı olmak için olmaya veya Müslümanlar gibi giyinmeye gerek yok, bu gereklilik için sadece insan olmak yeterlidir.

Sorun şu: madem zulme karşıtlık söz konusu ise, bu neden sadece Filistin ile sınırlı kalıyor? Ahed’in babası Esed şakşakçılığı yaparken, kendisi neden zulmün muayyen bir mekanı; zalimin de muayyen bir isminin olmadığını dile getirmiyor? Ailecek sosyalist oldukları için Baasçı Esad’in pratiklerini zulüm olarak görmek uzak bir ihtimal oluyor!

Esad, katil babası ile birlikte Suriye’de yüz bebek, çocuk, kadın, yaşlı ve erkek katletti. Ümmetimin namusuna, ümmetimin bacılarına tecavüz etti. İran Şiileri ile birlikte çocukları annesiz, anneleri de çocuksuz bıraktılar. Ahed, serbest bırakıldıktan sonra en az 10 dakika insan haklarından bahsetti! Peki hangi insanların haklarından ve özgürlüklerinden bahsetti…?

Ahed Temimi serbest bırakıldıktan hemen sonra: “Filistin mücadelesi eskisi gibi taş ve sapanlarla değil kalemle sürdürülmeli” diye bir açıklama yaptı. Evet, Filistin halkı mücadelesini sadece kalemle yapsın, İsrail de savaş uçakları ile üzerlerine bombardıman yapsın! Ahed’in ideolojik dostları Suriye’de füzeler ile çocukları, kadınları, masum insanları katletsin; Suriye ve Filistin halkı ise kalemle karşılık versin öyle mi?

Fetih Medya

Küfrün gözüne girmeyen kalemin, mürekkebi kurusun Ey Ahed! Senin bahsettiğin kalem ancak demir(silah) ile kırılmaktan kurtulabilir! Bizim bu konudaki görüşümüz Abdullah Azamın şu sözleri gibidir: “Bu din iki şey ile ayakta kalır: bunlardan biri alimin kalemi, diğeri ise şehidin kanıdır.”

Ahed, İsrail askerine tokat atıyor fakat yaptırım sadece 8 ay gözaltında kalmakla sınırlı kalıyor. Bu durum bizleri çok düşündürüyor. Çünkü bizler, Israil’e taş attığı için çocukların nasıl acımasızca katledildiğini, kollarının ve bacaklarının nasıl kırıldığını, çantasını aratmadığı için bir asker tarafından bir kızın nasıl silahla tarandığını, peçesini açmadığı için bir kızın nasıl katledildiğini, direnişe katılan gençlerin evlerinin nasıl yakılıp yıkıldığını, tutuklanan gençlerin nasıl işkence edildiklerini, tekerlekli sandalyede olan Fadi Ebu Salah’ın nasıl katlettiklerini ve çok daha fazlasını gördük! Bir taşa hazmedemeyen İsrail, bir tokada nasıl hazmedebiliyor ki? Bunu düşünmek gerekir…

Fetih Medya

Ahed Temimi, Filistin direnişinin pasifize olması ve seküler bir boyut kazanması için proje figür müdür?

Böyle olması için Ahed Tamimi’nin bilinçli olarak organize edilmesine gerek yok. Yahudiler bu durumu kullanabilecek kadar akıllı ve kurnazdırlar. Ahed bilinçli veya bilinçsiz olarak Yahudilerin akıllıca oyunun başrölü oluyor. Bu sebeple Ahed Temimi’nin bu oyundan haberinin olup olmaması pek önemli değil; önemli olan Yahudilerin bu durumu nasıl kullandıklarıdır…

, Ahed’i uluslarası medya ve sivil toplum kuruluşları eliyle Filistin direnişinin sembol ismi olarak yansıtmak istiyorlar. Bunun sebeplerini ise yukarıda kısmi olarak belirttik.

Bizler Müslümanlar olarak düşmanına orta parmağı ile ahlaksızca hareket yapanları sembol olarak değil; şehadet parmağını kaldırıp varlığı ile küffarı titreten Şeyh Ahmet Yasinleri sembol olarak almak istiyoruz.

Fetih Medya

Bizler kendi inanç ve değerleri uğruna peçesini Yahudilere açmayarak 18’inde canını Rabbi ile ticarete sunan Hedil Heşlemunları sembol olarak almak istiyoruz. Ve yine bizler, bu dava uğruna daha önce ayaklarını ardından da tekerlekli sandalye üzerinde canını Rabbine feda eden Fadi Ebu Salahları sembol olarak almak istiyoruz.

Selehaddinleri konuşmak istiyoruz bütün heyecanımız ile, onları model olarak almak istiyoruz. Kudüs özgürleşene kadar kendisine gülmeyi yasaklayan Selehaddinleri sembol olarak almak istiyoruz.

Ahed’i neden sembol olarak almak isteyelim ki?

Endişelerimiz bir değil ki, sembollerimiz bir olsun! Sizin sembolleriniz size, bizim sembollerimiz de bize olsun. Evet, belki Kudüs’ü özgürleştirebilecek kadar uyanmış bir ümmet değiliz fakat tarihî mirasımıza suikast yapmanıza müsaade edecek kadar da uyuyor değiliz!

Evet, tarihin çöplüğü, biraz daha kirlenmenizi istiyor Ey Siyonistler! Tarihin çöplüğüne dönüşünüz muhteşem olacak biiznillah.

Musa Yıldız / Fetih Medya

 

Yazarlarımızın yazıları kendi sorumlulukları altındadır.

Bir Yorum Yazın