Saatli bomba İdlib!

fetih medya
Fetih Medya
Fetih Medya Haber Merkezi
⌚Haberin Tarihi: 14 Eylül 2018 | 4 Muharrem 1440 Cuma 03:11

Suriye rejimi, ve İranlı müttefiklerinin desteğiyle iki yılda ülkesindeki tüm direniş bölgelerinin kontrolünü teker teker geri aldı. Geriye bir tek üç milyon sivilin yaşadığı ülkenin kuzeybatısındaki İdlib kaldı. İdlib’e yönelik taarruz artık kaçınılmaz görünüyor. kendi kaderini bekliyor.

Zira kentte yaşayan 3 buçuk milyonu aşkın Suriyeli’nin en az 2 milyon 800 bini yerlerinden yurtlarından ikinci kez olacaklar. Halk rejimin ve Rusya’nın kentte yaşayan sivillerin varlığını görmezden gelmesinden oldukça rahatsız.

Ancak İdlib’te yaşanacaklar bir bölgenin kontrolünün geri alınmasının çok ötesinde. İdlib sadece kanlı bir savaşın son cephesi değil aynı zamanda Moskova’nın önderliğindeki savaş sonrası dönemin ilk krizinin de sembolü. Zira Ankara’dan İdlib’deki siviller için çıkan her mesaj coşkuyla karşılanıyor.

Enkaz yani geçiş hükümeti her gün düzenli olarak toplanıyor. İdlib’deki otoritenin olası bir kara operasyonunda nasıl bir pozisyon alacağına dair her gün yeni kararlar alınsa da bu kararlar teskin etmeye yetmiyor. Zira Doğu Guta, ’te yaşananlar hala halkın hafızalarında…

İdlib ise şu an bir barut fıçısı. El Kaide ile bağlantılı Tahrir el Şam grubunun İdlib’deki başlıca gücü oluşturuyor. Başka bölgelerden kaçan çeşitli muhalif İdlib’e sığındı ve sivil halka karıştı.

Geniş çaplı bir operasyon başlatılması Türkiye’nin kesinlikle engel olmak istediği kitlesel bir göç hareketine yol açabilir. Türkiye gerekli önemleri almış durumda. Ancak siviller Türkiye’ye geçilmedikçe kendilerini güvende hissetmeyeceklerini ifade ediyorlar.

Çarşı pazarda herşeyi bulmak mümkün ancak alışveriş yapanların sayısı sınırlı. İdlib’de yaşayan aileler adeta kara operasyonu için kendilerini hazırlıyor ve olabildiğince elde para tutmaya çalışıyor. Akşamları dükkanlar lokantalar açık ama işletmeler müşterilerinin olmadığından şikayetçi.

İDLİBLİLER NE DİYOR?

Abdullah İbrahimi: Bayramdan bu yana evlerimizde rahat değiliz. Gözümüz kulağımız başımıza ne zaman bombalar yağacak diye bekliyoruz. Beynimiz yoruldu. Ben yaşta gençliğimi yaşamadan her gün korku ile yaşıyorum. Kentte Esad’ı seven yok, o zaman neden bu kenti istiyor. Bizler onun zulmünden kaçtık. Şimdi bize reva gördüğü ölüme razı olmamızı istiyor. Güneyde saldırılar başladı. Ve bu yavaş yavaş buraya gelecek. İnşallah Türkiye kapıları açar yoksa hepimiz bu kentte
öleceğiz.

İmad Huseyin: Kentin tamamı korku ile yaşıyor. Ne zaman başımıza ne gelecek bilmiyoruz. Korku her saat her haberden sonra boğazımıza sarılıyor. Çocuklarımla evde ne yapacağımı bilmeden kaderimizi bekliyoruz. Esad bu şehre girecek olursa hepimizi ya öldürür ya da zindanlarda çürütür. Kimse alış veriş yapmıyor. Her gün dükkanı açıyorum. Akşam zararla eve dönüyorum. Korkmuyoruz ben ikinci kez sürgün yaşadım şimdi üçüncü sürgüne hazırım. Ama direneceğiz. Dünya bu zulme seyirci kalmamalı.

Muhammed: Bu yaştan sonra kaçacak ne halim kaldı ne de durumum var. Ben her gün bu yaşımla pazara geliyorum. Bir yük taşırsam evime bir lokma ekmek götürüyorum. Şimdi bu kentte Esad bize saldıracak. Zaten bizi buraya sürerek ölüme sürükledi. Daha ne yapacak ki, bir ölüm kaldı ondan da artık korkmuyoruz.

Hattap Rıdvan: Sıkıntılar tükenmiyor. Bitmiyor. Her gün ölümü beklemek yordu. Ben ve bu kentteki gençler aillerimizi çocuklarımızı Türkiye sınırına bırakıp namusumuz ve şerefimiz için savaşacağız. Onun uçakları silahları var. Arkasında Rusya var. Ama onun da bir ömrü var ve biz direneceğiz. Bu kentte yaşayan sivillerin varlığını kabul etmeyen Esad ve ailesi elbet bir gün kendi kararları ile bu ülkeden gitmeyecek. Ama İran dahil dünyanın teröristlerini bu ülkeye sokan, bu
ülkeyi başkalarına teslim eden Esad şimdi bize terörist diyor.

Gereksizse Sil

Bir Yorum Yazın