“Kadınları evden çıkarın/kovun.”

Yazar: velioglu - Yazının Tarihi: 28 Mart 2018 | 11 Recep 1439 Çarşamba 15:05

Yahudileşmiş boynu tasmalı din adamlarının en belirgin özelliği, Peygamberi devre dışı bırakmalarıdır. Peygamber devre dışı bırakılınca Kutsal kitabı kendi hevâ ve hevesleri doğrultusunda yorumlarlar. Peygambere vermedikleri yetki ve söz hakkını pervasızca kullanırlar. İşlerine gelen her türlü haberi delil getirmekten çekinmezler, ancak sahih de olsa, peygamberden de gelse işlerine gelmiyorsa her türlü dalkavukluk, tahrifat, kelime cambazlığı yapmaktan çekinmezler.

İş öyle bir noktaya geldi ki Bırakın sünneti, peygamberi bu adamlar Kuran’daki açık ayetleri bile tahrif edecek kadar haddi aştılar.  Bir kısım odaklara yaranmak için, az bir dünyalık için Kitapta olmadığı halde bâtıl teviller yaparak ilâhî hükümleri çarpıttılar ve değiştirdiler. O uydurdukları sözler katından olmadığı hâlde, “Bunlar Allah katındandır!” diyerek Allah adına yalan söylemeye başladılar.

Allah onları kahretsin!

Allah Teâlâ onlar hakkında şöyle buyurmaktadır.

Onlardan bir kısmı da, söyledikleri Kitaptan olmadığı hâlde, siz onları Kitaba ait sanasınız diye Kitabı okurken, dillerini eğip bükerler. Allah katından olmadığı hâlde, “Bunlar Allah katındandır!” diyerek Allah adına bile bile yalan söylerler. (Âl-İ İmrân Suresi: 78)

malum; İslam’da dövülür mü dövülmez mi? İslam da bırakın dövmeyi, İslam da cezai müeyyidelerde; Hak edenler için hapsetme, adam dövme,  el kesme, idam etme, kırbaçla dövme, mala icra koyma vb Gibi cezai müeyyideler vardır.

Allah ve Resulünün koymuş olduğu cezai müeyyideleri beğenmeyen, bunlardan daha güzel hüküm koyacak bir merci, parlamento, rejim, din bulsun kendine. Bu konuda Yüce kitabımızda ifade apaçıktır: “Allah’tan daha güzel hüküm veren kim olabilir?”  Öyleyse bulabilen gitsin ona tabi olsun o dinine mensup olsun. O kişi kendine başka bir yol, başka bir din bulsun.  Allah’ın kimsenin Müslümanlığına ihtiyacı yoktur.

Evet, İslam da;

Kadın dövme var, adam dövme var, idam var, el kesme var, recim var, hapis var, dörde kadar evlenme var, … Bu hükümleri beğenmeyenler kendine başka din arasın.

İslam Şeriatında;

­Babasını haksız yere öldüren katil hapiste üç öğün beslenmez kısas yapılıp öldürülür,

Zengin tarafında hibe, teşvik, destek ile daha da zenginleştirilmez. Zekât vermeyen zenginin malına el konulur, gerekirse zekât vermeyenlere karşı savaş açılır.

Banka hortumlayan, rüşvetle ihaleleri peşkeş çeken hırsızlar altı ay hapiste dinlendirilmez, sağ elleri bilekten kesilerek âleme ibret edilir.

Genelev, bar, pavyon da kadın pazarlanmaz, zina yapan evli kadın erkek recm yapılarak öldürülür, necasetin topluma bulaşması önlenir.

Gizli dost zina sayılır yasaktır, erkek için ise dörde kadar evlenme helaldir, Geçinemeyip huzursuz olan kadın ve erkek için boşama kapısı açıktır.

Tüm nasihatlere, tedavi olanaklarına rağmen içkiden, uyuşturucudan bir türlü vazgeçmeyenler güzelce dövülür, adam olana kadar da hapsedilir,

Müslümanlara karşı savaşan kâfir maslahata göre ister affedilir, ister fidye karşılığı bırakılır, isterse öldürülür, asılır veya kesilir…

Evet, İslam Şeriatında bunlar vardır ve var olmaya devam edecektir. Bunları kabul etmeyenler kendisine Allah dan başka bir ilah ve İslam’dan başka bir din arasın. Kitabın yarısını kabul edip yarısını inkâr eden münafıklar gibi olmasın.

İnsan hem Müslüman olduğunu iddia edecek, hem de Allah ve Resulünün hükümlerini beğenmeyip, tahrifat yapacak. İnsan bu sahtekârlığı, münafıklığı yapmamalı. Hem Hindu’yum diyeceksiniz hem de sabah akşam şiş kebap zıkkımlanacaksınız işte bu münafıklıktır!

Kadının dövülmesi üzerinden İslam’a saldıranlara şunu tavsiye ederiz, İslami hükümlerin uygulanmadığı ve laiklik ve demokrasinin hüküm sürdüğü Türkiye’de yaklaşık 56 resmi genelev var burada sigortalı 3 bin kadın kendini satıyor. Resmi olmayan fahişe kadın sayısı ise 150 bin. Sizler neden bundan rahatsız olmuyorsunuz, gündeme getirmiyorsunuz ve bu bataklığı kurutmaya çalışmıyorsunuz. Hani siz kadın haklarını savunuyordunuz?

İslâm dini bir inanç ve o doğrultuda yaşam tarzıdır. Onu böyle kabul etmek kişinin özgür seçimine bağlıdır. Çünkü dine girme konusunda “dinde zorlama yoktur.” Hiç kimseye İslam’a girme konusunda baskı yapılamaz. Gerçekler açıkça anlatılıp zihinler aydınlatıldıktan sonra, her insan kendi özgür iradesiyle bir tercihte bulunur ve bunun sorumluluğunu da yine kendisi taşır.

Evet, inanıp inanmamakta serbestsiniz, fakat şunu iyi bilin ki:

Allah, inananların koruyucusu, yardımcısı, dostu ve velisidir; onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. İnkâr edenlere gelince, onların velisi de Allah’ın otoritesini ve hükümlerini hiçe sayarak kendilerini ilâhlaştıran insan ve cin şeytanları, yani tağutlardır. Bu azgın şeytanlar, onları aydınlıktan karanlıklara sürüklerler. İşte bunlar, cehennem halkıdırlar ve ebediyen orada kalacaklardır! (Bakara suresi: 257)

Ancak İslam’da “Kadınları evden kovun.” diye bir cezai müeyyide, ayet, hadis ise yoktur. Peki, bunu kim uydurdu derseniz yazının başında vasıflarını anlattığımız Yahudileşme temayüllü, boynu tasmalı din adamları uydurdu. Nisa suresi 34. Ayette geçen “dövün” kelimesini tahrif edip değiştirip bunun yerine “Kadınları evden çıkarın/kovun” diye bir ucube uydurdular. Allah onları kahretsin.

Bu ayeti kerimenin tahrif edilmemiş doğru manası şöyledir;

Erkekler, hanımlar üzerinde yöneticidirler. Çünkü Allah, bazılarını diğerlerinden daha üstün kılmıştır. Ayrıca erkekler, mallarından harcama yaparlar.

O hâlde, iyi kadınlar, itaat eden ve Allah’ın koruduğu gizlilikleri koruyan kadınlardır.

Çirkin davranışlarından korktuğunuz kadınlara gelince, onlara nasihat edin, onları yataklarında yalnız bırakın, onları dövün. Eğer size itaat ederlerse, onları incitmeye kalkmayın. Allah yücedir, büyüktür. (Nisa Suresi: 34)

Bu ayeti daha iyi anlayabilmek için birde kısa tefsiri ile okuyalım;

Erkekler, hanımlarını koruyup gözetmekle yükümlü olup, onlar üzerinde âmir ve yöneticidirler. Çünkü Allah, insanlardan bazılarını yaratılışça diğerlerinden daha üstün kılmıştır. Daha güçlü, cesaretli ve dayanaklı olan erkek, bu görev için daha uygundur. Tabiatı gereği kadın duygusal, yufka yürekli, zayıf ve nârin olduğundan, aileyi yönetme ve onu dış tehlikelerden görevi onun sırtına yüklenmemelidir. Ayrıca erkekler, çalışıp para kazanmak ve mallarından harcama yaparak ailenin geçimini sağlamakla yükümlüdürler. Yükümlülük de aynı oranda yetki gerektirdiğinden, aile reisi erkek olmalıdır.

O hâlde, iyi kadınlar, Allah’a gönülden boyun eğen, İslâm’a aykırı bir istekte bulunmadıkları sürece kocalarına itaat eden ve Allah’ın koruduğu ve korunmasını emrettiği namuslarını, aile içi mahremiyet ve gizlilikleri koruyan kadınlardır.

İlgilinizi Çekebilir:  Türkiyeli Abdullah ve Cabir'in katilleri İdlib'de yakalanarak infaz edildi

Yuvanızın yıkılmasına sebep olabilecek çirkin ve iffetsizce davranışlarından korktuğunuz kadınlara gelince, onlara önce, Allah’ı ve ahiret gününü hatırlatarak ve yaptıkları çirkin davranışların mutlaka cezalandırılacağı konusunda kendilerini uyararak güzelce nasihat edin. İsyankârlıklarından vazgeçmezlerse, sizi kaybettikleri takdirde neler hissedeceklerini onlara göstermek için, bir süre ilginizi azaltarak onları yataklarında yalnız bırakın, bu da fayda vermeyecek olursa, bir aile faciasını önlemek için son çare olarak, gerekirse onları hafifçe dövebilirsiniz. Eğer bundan sonra size itaat ederlerse, geçmişte olanları affedin; önceki kusurlarını bahane ederek onları incitmeye kalkmayın. Unutmayın ki, sizin birçok günahınızı affeden ve sizden çok daha güçlü olan Allah yücedir, büyüktür. (Nisa Suresi: 34)

Cumhuriyet tarihinde yaklaşık 45 Kur’an meali tercüme edilmiştir. Üç meal dışında tamamında “dövün”  kelimesi geçer, Hz. Peygamberden sonra bu güne kadar kendisine itibar edilen ümmetin seçkin âlimlerin tamamı ayette  “dövün”  kelimesini zikretmiştir. Bu güne kadar aklı başında hiçbir âlim “dövün”  kelimesinin yerine “Kadınları evden çıkarın/kovun” şeklinde bir tercüme yapmamıştır. İşte sonradan türeyen âlim(!) müsveddeleri basın ve medya aracılığı ile insanları ifsat etmektedirler.

Bu ayeti kerimeyi tahrif eden Kur’an mealleri şunlardır;

Edip Yüksel:

Erkekler kadınları gözetirler. Zira ALLAH herbirine farklı yetenekler ve özellikler vermiştir. Nitekim erkekler evin geçiminden sorumludur. Erdemli kadınlar, (Tanrı’nın yasasına) boyun eğer ve Allah’ın korumasını emrettiği (onur ve iffetlerini) tek başlarına bile olsalar korurlar. İffetlerinden endişe duyduğunuz kadınlara öğüt verin, yataklarınızı ayırın ve nihayet onları çıkarın. Size itaat ederlerse onlara karşı bir yol aramayın. ALLAH Yücedir, Büyüktür. (Nisa Suresi: 34)

Yaşar Nuri Öztürk:

Erkekler; kadınları gözetip kollayıcıdırlar. Şundan ki, Allah, insanların bazılarını bazılarından üstün kılmıştır ve erkekler mallarından bol bol harcamışlardır. İyi ve temiz kadınlar saygılıdırlar; Allah’ın kendilerini koruduğu gibi, gizliliği gereken şeyi korurlar. Sadakatsizlik ve iffetsizliklerinden korktuğunuz kadınlara önce öğüt verin, sonra onları yataklarında yalnız bırakın ve nihayet onları evden çıkarın/bulundukları yerden başka yere gönderin! Bunun üzerine size saygılı davranırlarsa artık onlar aleyhine başka bir yol aramayın. Allah çok yücedir, sınırsızca büyüktür. (Nisa Suresi: 34)

Bayraktar Bayraklı:

Erkekler kadınları, Allah’ın kendilerine onlardan daha fazla bağışladığı nimetler ve sahip oldukları servetten yapabilecekleri harcamalarla koruyup gözetirler. Dürüst ve erdemli kadınlar, gerçekten Allah’ın korunmasını buyurduğu mahremiyeti koruyan, sadık ve itaatkâr kadınlardır. Serkeşliklerinden endişe ettiğiniz kadınlara gelince, onlara önce nasihat ediniz, sonra yattıkları yatakta yalnız bırakınız; yine de itaat etmezlerse onları geçici olarak evden uzaklaştırınız. Bundan sonra itaat ederlerse, onları incitmekten kaçınınız. Allah gerçekten yücedir; büyüktür. (Nisa Suresi: 34)

Abdülaziz BAYINDIR,

Mehmet OKUYAN,

Caner TASTAMAN

Bu üç şahsın Kur’an Mealleri olmasa da yaptıkları sohbetlerde bu ayeti kerimeyi aynı şekilde tercüme edip anlatarak “Kadınları evden çıkarın/kovun” tahrifatını yapmışlardır.

Allah Teâlâ onlar hakkında şöyle buyurmaktadır.

Onlardan bir kısmı da, söyledikleri Kitaptan olmadığı hâlde, siz onları Kitaba ait sanasınız diye Kitabı okurken, dillerini eğip bükerler. Allah katından olmadığı hâlde, “Bunlar Allah katındandır!” diyerek Allah adına bile bile yalan söylerler. (Âl-İ İmrân Suresi: 78)

Her sohbetlerinde akıldan, aklını kullanmaktan bahseden bu zevata sormak lazım,  Her ailede karı koca arasında dargınlık, kavga vs. her şey olabilir. Her ne olursa olsun bir insan nasıl olur da karısını evden çıkarır/kovar, başka yere gönderir, evinden uzaklaştırır. Her yer , çakal, namussuz doluyken karısını sokakta, otelde veya başkasının evinde kime ve nasıl teslim edecek. Bu hangi akılsız aklın ürünü?

Kadın dövülmez deyip Kur’an’daki “dövün” kelimesini Yahudiler gibi tahrif edip değiştirenler din diye insanlara kadınların evden kovulmasını kibarca evden çıkarılmasını öğretiyor.

Bir evde huzursuzluk varsa Kur’an’ın bize önce Allah’ı ve ahiret gününü hatırlatarak ve yaptıkları çirkin davranışların mutlaka cezalandırılacağı konusunda kendilerini uyararak güzelce “nasihat edin” diyor.

İsyankârlıklarından vazgeçmezlerse, sizi kaybettikleri takdirde neler hissedeceklerini onlara göstermek için, bir süre ilginizi azaltarak “onları yataklarında yalnız bırakın” diyor.

Bu da fayda vermeyecek olursa, bir aile faciasını önlemek için son çare olarak, gerekirse onları hafifçe “dövebilirsiniz” diyor.

 Eğer bundan sonra size itaat ederlerse, geçmişte olanları affedin; önceki kusurlarını bahane ederek “onları incitmeye kalkmayın” diyor.

            Dövmekte fayda vermiyorsa hoş görülmese de boşanmanın kapısı aralanmış demektir. Allah korusun.

Dövün”  kelimesini inkâr edip tahrif edip İsrail oğulları gibi Yahudileşenler kadının evden kovulmasını öğretiyor.

Bir kadın tazir veya dayağı hak etti ise kovulması mı gerekir ya da makul olan bu mudur? Kadınları “evden çıkarın” diyenler acaba bunu niçin istemekte, hangi karanlık fikre hizmet etmekteler?

Yuvayı birliktelik yıkar zannıyla ayrılık ve tefrikayı körükleyenler elbette Yüce Allah’ın yarattığı fıtrat çizgisini aşmışlar gölge ararken ateşe sığınmışlardır. En kötü halde birliktelik uzak ayrılıklardan evladır. Gözden uzak olanın gönülden uzak oluşu evlilik değil her tür merciyi sonlandırmaya yeter.

Sevgi mefhumunu kavga dövüş evlilikleri olanlarda görmek mümkündür ama ayrı yaşayanlarda bu mümkün değildir. Pozitif bilim dahi en kötü birliktelik ayrılıktan evla derken, din bozucular ifsad hocaları Allah’ın sözlerini modernleşme ve şirinleşme adına göz göre göre tahrif etmekten kaçınmamışlar, Allah’ın ayetleri ile oynama cüretini göstermişler, toplumların mihenk taşı aileyi zedelemek için ellerinden geleni yapmışlardır.

Yüce Allah’tan ifsad edenlere hidayet diliyor, Allah onları bildiği gibi yapsın diyoruz.  Dininin koruyucusu ise Allah’tır. Onu kimse yıkmaya bozmaya güç yetiremez… Siz görmek istemesiniz de fıtrat kendini hep gösterecek kazanan Allah’ın kitabı olacaktır. Ve sizin tahrifleriniz sadece günah defterinizi doldurma mesabesindedir.

Kendisinden yardım dilenilecek olan Allah’tır.

                          Müsennif  VELİOĞLU

Mart 2018

Bu yazıya 4 Yorum Yapıldı.

  • mehmet selim
    22 Nisan 2018 21:55 Kullanıcı Profili

    Allah razı olsun.inancıma göre yararlandığım,güzel yazıydı.hatta siteme aktardım.teşekkür ederim.

  • Tuğrul
    22 Mayıs 2018 12:50 Kullanıcı Profili

    Allah razı olsun hakkı ayakta tuttuğun için Rabbim senin gibi kardeşlerin sayısını artirsin Amin

  • mehmet selim
    24 Mayıs 2018 14:42 Kullanıcı Profili

    Yalnız bir ayetin manası yanlış aktarılmış…
    La ikrahe fiddin.=Dinde zorlama yoktur demişsiniz.
    La ikrahe fiddin.= Dinde çirkin şey yoktur,ikrah edilecek.mekruh şey yoktur demektir.

  • mehmet selim
    24 Mayıs 2018 14:43 Kullanıcı Profili

    Yalnız bir ayetin manası yanlış aktarılmış…
    La ikrahe fiddin.=Dinde zorlama yoktur demişsiniz.
    La ikrahe fiddin.= Dinde çirkin şey yoktur,ikrah edilecek.mekruh şey yoktur demektir.

Bir Yorum Yazın