Kabil hükümetinin askeri kayıpları neden gizleniyor?

fetih medya
Fetih Medya
Fetih Medya Haber Merkezi
⌚Haberin Tarihi: 28 Eylül 2018 | 18 Muharrem 1440 Cuma 17:50

Kabil hükümeti ve ABD’nin kayıplarını gizleme kararı, “Afganistan’da Taliban’a karşı işlerin iyi gitmediği” şeklinde yorumlanıyor.

Kabil hükümetine bağlı güvenlik güçlerinin yaşadığı kayıplar uzun süredir basınının gündeminde. Taliban saldırıları karşısında birçok bölgede tutunmayı başaramayan Kabil hükümeti güçlerinin kayıpları, bir süredir tolere edilebilecek seviyenin oldukça üzerinde seyrediyor. New York Times’tan Rod Nordland bu konuyu ele aldığı bir değerlendirme yazısı kaleme aldı. Nordland’ın yazısı Mepa News okurları için edildi.

*

Taliban 2016 yılında o kadar fazla Afgan güvenlik gücü mensubunu öldürdü ki (günlük ortalama 22), bu yıldan sonra Amerika ve Afgan hükümetleri çatışmalarda verilen kayıpların sayısını açıklamama kararı aldı.

Bugünkü durum ise çok daha kötü. Afgan ve polislerin geçen haftaki ortalama ölüm sayısı 57 oldu.

Amerikanın Afganistan’ı 17 yıl önce işgal etmesinin ardından son dönemde Taliban hız kazandı. Her geçen gün daha fazla toprak ele geçiriyor ve rekor sayıda Afgan güvenlik gücü mensubu öldürüyor.

Özellikle geçtiğimiz hafta çok kötüydü. Diplomatların verdiği bilgilere göre 400’den fazla Afgan öldürüldü. Geçtiğimiz aylardaki istatistikler (günlük ortalama 30-40 ) iki sene öncesine kıyasla büyük bir farklılık göstermeye başlamıştı. On yıllardır süren savaşlar nedeniyle büyük yıkıma uğrayan bir ülkenin bu denli yüksek ölüm rakamlarıyla uzun süre ayakta kalması imkansız.

Artan kayıplar, yeni güvenlik güçlerinin işe alınmasını her zamankinden daha önemli hale getirdi ancak aynı nedenden dolayı bu bir o kadar da zorlaştı. İşgalin başlangıcından itibaren en ağır çatışmalara sahne olan Hilmend şehrindeki Afgan Ordusuna ait askerlik başvurusu yapılan merkezin sorumlusu Abdul Kudüs’ün söylediğine göre özellikle son dönemlerde günde en fazla 2-3 kişi asker olmak için başvuruyor.

“Bazen haftalar boyunca tek bir adayın gelmediği oluyor. Öldürülenlerin sayısı çok fazla olduğu için insanlar artık askere yazılmak istemiyor.”

sadece on yıllardır savaş nedeniyle travma halinde yaşamaya çalışan aileleri daha da yıkan ölümler değil bu aynı zamanda son birkaç yıldır Taliban ve işgal güçlerinin emrinde çalışan Afgan ordusu arasında devam eden eşitiik durumunun artık belirgin şekilde Taliban lehine bozulduğunun da bir göstergesi. 2018 boyunca, sayıları iyice azalan ve sadece savunma yapabilecek duruma düşen Afgan güvenlik güçleri Taliban tarafından mahvedildi. Güvenlik güçleri her gün defalarca sadece hayatta kalabilmek için ülkedeki ABD askerlerinin ve hava kuvvetlerinin desteğini almak zorunda kalıyor.

En uzun süre dayanan tarafın kazanacağı bir savaşta, ivmeye sahip olan, halktan gördüğü destek sayesinde saflarını yenilemek konusunda hiçbir sorun yaşamayan Taliban.

Güvenlik güçleri teker teker düşerken, Taliban’ın cephede kazandığı zaferler moralleri düşürdü ve hükümete olan inancı azalttı. Bununla birlikte bir barış anlaşması ihtimali de azaldı.

Bağlan valisi Abdülhay Nimeti “Taliban barış istemiyor çünkü savaşı kazanacağını düşünüyor. Durum böyle giderse kazanacaklar da” diye konuştu.

Eşref Gani tarafından bizzat göreve getirilen Nimeti eskiden Sovyetler’e karşı savaşmış bir isim ve kendisi şöyle diyor: “O günlerde, şimdi Taliban’ın elinde olan gerilla savaşı yürütmenin getirdiği avantajları kullanırdık. Taliban istediği yere saldırabilir, bizse her yeri savunmak zorundayız.”

Geçen hafta 400’den fazla Afgan güvenlik görevlisinin öldüğü bilgisi, ülkedeki ABD kuvvetlerinin başına yeni getirilen General Austin Scott Miller ile iki Batılı diplomat arasında Kabil’de gizli olarak gerçekleştirilen bir toplantı sırasında ortaya çıktı.

Söz konusu toplantıyla alakalı kendisine sorulan yöneltilen ABD ordu sözcüsü Binbaşı Dave Butler, verilen sayıyla alakalı bir yorum yapmadı ve şöyle cevap verdi: “General Miller’in söylediklerini kaynağınızın hafızası doğru bir şekilde yansıtmıyor. General, Afgan kuvvetlerinin son birkaç haftalık periyotta gösterdiği fedakarlıktan bahsediyordu. Söylenenlerin amacı durumun aciliyetini vurgulayarak takımını göreve odaklanması için motive etmekti.”

Ağır kayıpların sessiz bir şekilde kabul edilmesi Taliban’ın tüm Afganistan genelinde kazanımlar elde ettiği bir alarm dönemine denk geldi. Geçtiğimiz yıl içerisinde 2001’den bu yana hiç olmadığı kadar sayıda il (ve hatta bazı vilayet başkentleri) ya Taliban tehdidi altında ya da çoktan Taliban’ın eline geçti.

Sayılar gerçekte ne olursa olsun, yaşanan kayıplar Afgan ordusunun ve polisinin moralini çökertmiş durumda.

Bağlan vilayetinde bir üste asker olan, 23 yaşındaki er Ahmed Cevad şöyle söylüyor: “Dünkü çatışmalarda sadece bizim bölükten beş kişi öldü, dört kişi de yaralandı ve kimse kimse onlara yardım etmedi. Taliban saldırınca takviye kuvvetler hiç zamanında gelmiyor. Ölülerimiz çatışmanın arasında öylece kalıyor. Bundan dolayı moralimiz bozuluyor.”

Afgan Ulusal Ordusu’nun çatışmalarda ölen ve yaralananların sayısını açıklamama kararı almasının yanı sıra artık yaşanılan personel kayıplarının ve askere yazılma oranlarının da açıklanması durdurulmuştu. 2017’nin ilk aylarına gelindiğinde, ordu “yıpranma” nedeniyle her ay personelinin yüzde 2.9’unu kaybediyordu. Bu istatistik, ölüm, yaralanma, firar ve görev süresinin bitmesinin ardından tekrar askere yazılmama nedenlerinden dolayı eriyen ordunun yaklaşık olarak yüzde 40’ının her sene yeni personelle takviye edilmesi gerektiği anlamına geliyor.

Eskiden, sivil hayatta iş bulmanın zor olması ve askerlerin iyi maaş alması sebebiyle Afgan güvenlik güçleri yıllık 100.000 kişiyi işe alabiliyordu. Görünüşe göre artık böyle bir durum söz konusu değil.

Nisan ayı verileri itibariyle, Afgan güvenlik güçlerinin sayısı 314.000 olarak tespit edildi. (ABD, Afgan Hükümetine 352.000 kişiye yetecek kadar ödenek tahsis ettiğini açıklamıştı.) Güvenlik güçlerinin asıl sayısının ise raporlardaki sahtecilik ve kayıt altına alınmayan firarlardan dolayı çok daha az olduğu düşünülüyor.

Badahşan ilindeki askere alım sorumlusu Binbaşı Mucteba Han Sedat, günlük başvuruların sayısının son aylarda 15-20 azaldığını ve geçen yıla göre başvuranların sayısının yarıya düştüğünü söyledi ve şöyle konuştu: “Güvensizlik seviyesinin ve kayıpların artmasından dolayı insanlar eskisi kadar orduya katılmıyor. Gençleri çoğu Türkiye’de çalışmaya gidiyor.”

Hükümet yetkilileri kendi kayıplarını açıklamaktan korkarken, öldürdüklerini iddia ettikleri Taliban militanı sayısını açıklamak için hiçbir fırsatı kaçırmıyor. Resmi hükümet raporlarına göre Ağustos ayında güvenlik güçleri günlük ortalama 42, yani aylık yaklaşık 1300 Taliban militanının öldürüldüğünü iddia ediyor. İçişleri Bakanlığı sözcüsü Necip Daniş geçtiğimiz yıl 13.600 Taliban militanının öldürüldüğünü iddia etti. Bu sayılardan hiçbirisi bağımsız kurumlar tarafından onaylanmadı.

General Miller’ın komutayı devralmasından önceki ay Afgan güvenlik güçleri için çok zor geçti. Bu süreçte Taliban Gazni’yi altı gün boyunca kontrol altında tuttuktan sonra, Amerikan Özel Kuvvetleri’ne bağlı birliklerin takviye olarak gelmesinin ardından bölgeden çekildi. Aynı hafta içinde üç büyük de Taliban tarafından ele geçirildi.

Hem siviller hem de güvenlik güçleri yetkilileri ile yapılan röportajlar neticesinde elde edilen bilgilere Ağustos ayındaki bu hafta içinde 300’e yakın Afgan güvenlik görevlisi öldü veya yaralandı.

Geçtiğimiz hafta rekor kıran haftalık kayıp sayısı, herhangi geniş çaplı bir neticesinde olmayıp, en az 15 vilayet ve 23 bölgede gerçekleştirilen çok sayıdaki küçük ölçekli saldırılarda ölenleri yansıtıyor.

7-14 Eylül arasında askeri olarak aktif olan bütün vilayetlerdeki yetkililerle yapılan görüşmeler sonucunda elde edilen bilgilere göre ise toplamda 193 asker ve polis öldürüldü. Bu sayı gerçekte olan istatistiğin sadece yarısını yansıtmakta.

Resmi Afgan hükümeti politikası yetkililerin kayıp bilançolarını medya kuruluşlarına vermesini yasakladığı için çoğu yetkili bilgi taleplerini reddediyor. Amerikalıların verdiği gerçek sayıyla Afgan yetkililerin verdiği sayısının yarı yarıya olmasının sebebi tam olarak da bu. Bilgi talep ettiğimiz bir vilayet polisi sözcüsü patronunun kendisine “sadece başarılarımızı söyle, başarısızlıklarımızı söyleme” diye emir verdiğini aktardı.

Amerikalıların 2014’te aldığı aktif müdahalelere son verilmesi için hazırlık yapılması kararından sonra güvenlik sorumlulukların çoğunun Afganlara teslim edilmesi süreci Afgan güvenlik güçlerinin her geçen gün artan şekilde kayıplar vermesine şahit oldu. Bugün Afganistan sınırları içinde sadece 14.000 ABD askeri bulunuyor.

Amerikan ordusu daha önce sadece “arama noktası bekçiliği” yapan Afganlara halkın yoğun olarak yaşadığı yerleri koruma ve saldırı operasyonları icra etme görevi verdi.

Bu görev tanımının aksine yaz mevsimi boyunca süren savaş süreci boyunca Afgan güvenlik güçleri sadece savunma yaptı. Saldırı operasyonlarının çoğu Taliban tarafından gerçekleştirildi. Sadece oldukları yerde bekleyen Afgan kuvvet güçlerine karşı Taliban sayıca fazla ekiplerle saldırılar düzenledi ve düşmanlarına ağır kayıplar verdirdi.

Geçen haftaki kötü durumun ardından Afgan yetkilileri saldırıya geçmeye karar verdiklerini açıkladı. Savunma Bakanlığının yeni sözcüsü Gaffur Ahmed Cevat, “13 Eylül itibariyle saldırıya geçmiş bulunuyoruz” dedi.

Bağlan valisi Nimeti geçen hafta Bağlan-i-Merkezi bölgesinde bir felaket yaşanmasının önüne Afgan komandolarına yardıma gelen ABD Özel Kuvvetler askerlerinin ve eş zamanlı gerçekleştirilen hava saldırılarının geçtiğini söyledi. Ancak Amerikalılar çekilir çekilmez Taliban güçlerinin tekrar saldırıya geçtiğini ve haftasonu itibariyle bölgedeki üslerin hepsini geri aldığını da ekledi.

Taliban, henüz sözünü verdiği gibi büyük şehirlere girip buraları kontrol etme veya bazı vilayetlerin tümünü ele geçirme gibi vaatleri yerine getiremedi. Ancak bazı yetkililer bunların bu yıl içinde Ferah, Uruzgan ve hatta Bağlan’da olabileceğinden endişe ettiklerini söylüyor.

Bağlan valisi Nimeti bu konu hakkında şöyle konuştu: “Eğer destek alamazsak bu vilayetin dahi çökme ihtimali var. Şu anda yedek askerimiz kalmadı. Görevdeki her asker 10 gündür dinlenmeden çatışıyor, uyumaya vakitleri yok ve artık çok yoruldular.”

Söz konusu yayında kullanılan dil, akademik çalışmalara orijinal haliyle kaynaklık edebilmesi için olduğu gibi aktarılmıştır.

Gereksizse Sil

Bir Yorum Yazın