Hurrasu’d-Din’e eleştirel bir bakış: Ayrıldığı şeyler başına geldiğinde

fetih medya
Fetih Medya
Fetih Medya Haber Merkezi
⌚Haberin Tarihi: 13 Nisan 2018 | 27 Recep 1439 Cuma 17:42

Sahadan Muhacir el-Horasani, Heyet-i Tahrir-u Şam’dan ayrılan  ve bağımsız El Kaide yapılanması olarak kendini isimlendiren grubunun geleceğine ilişkin önemli ipuçları içeren bir yazı yayınladı. Muhammed Atta’nın çevirisi ile yayınlanan yazıda Heyet’ten ayrılıp farklı oluşum içerisine girerek oluşturulan yapılanmaların sadece devrimin gücünü bölme anlamı taşıdığının altı çizildi ve Heyet-i eleştirdikleri durumunun çok daha fazlasının kendi başlarına geleceği vurgusu yapıldı. Heyet-i Tahrir-u Şam’dan ayrıldıkları gerekçelerin yakında töhmeti altında kalacaklarına ve itham olunacaklarına dikkat çekilen yazıda direnişin gücünü kırmamak adına birlik çağrısı yapıldı. Yayınlanan yazıyı ilginize sunuyoruz:

 

Şam beldesinde el-Kaide örgütüne (Hurrasu’d-Din’e) katılan mücahid ilim talebeleri adına söylenen hak söz:

Önceki örgütlerimizden, kapalı ve karanlık olmaları, tutumlarının ve projelerinin açık olmaması; özellikle de Haçlı Kalkanına meyletmeleri, onlara karşı sevgi gösterilerinde bulunmaları ve onları şeriatın muhafızlarının önüne geçirmeleri nedeniyle ayrıldık.

Bugün ise, önceki örgütlerimizi kınadığımız şeylerin aynısının –maalesef- Hurrasu’d-Din’de olduğunu gördük.
Evet, bunu için ve tarih için söylüyorum. Maalesef.

Biz, komutanlarımızın, Hasan Sufan ve Ebu İsa eş-Şeyh ile rezil bir halde oturup, ‘kontrol noktalarında gençlerimizi tutuklamamaları için’ onlara yaltaklanmaları ve onlarla görüşmeleri için Hurrasu’d-Din’e katılmadık. Bizler, onların Hey’et’e karşı zafer elde ettiklerinde, bizi bir an bile bırakmayacaklarını en iyi bilenleriz.

Biz, Hey’et’teki kardeşlerimizin Haçlı Kalkanı grupları tarafından katledildiklerini ve caddelerde soyulduklarını görüp, ardından onlarla birlikte oturmak, onlara sevgi gösterilerinde bulunmak ve ‘onların kontrol noktalarından geçtiğimiz halde tutuklanmamakla’ övünmek için Hurrasu’d-Din’e katılmadık.
Tıpkı bugün Yasir Burhami’nin, ‘ altında sakalını bırakabilmekle’ övündüğü gibi.

Biz bu derece mi safdilleştik?

Yoksa bize karşı savaşmaları şartıyla bu gruplara dolarların geldiği el-Kaide biz değil miyiz?

Bu grupların, destek alabilmek için ticaret yaptıkları çivinin biz olduğumuzu en iyi bilen biz değil miyiz? Terör listesine konulan el-Kaide örgütü biz değil miyiz?

Hurrasu’d-Din şer’ilerinin Hükümeti hakkındaki tutumları nedir?
Kalkan gruplarının hükmü nedir?
Zeytin Dalı operasyonuna katılan gruplarla ilgili şer’i nerede?
Zihinlerde dolanan birçok soru var ve şimdiye kadar bir cevapla karşılaşmadık! Yardımcımız Allah’tır.

Eğer kapalılık ve karanlık devam ederse, en seçkin şahsiyetler ve şeriatın muhafızları örgütten ayrılacak ve Hey’et’e geri dönecekler, ya da en azından başka yerlere gidecekler. Örneğin kardeş Isam et-Tunusi, Şeyh Ebu Yahya el-Cezairi, Şeyh Ebu Culeybib, Şeyh Ebu Zer el-Mısri gibi başkaları da her geçen gün Hurrasu’d-Din’i terk edeceklerdir.

(Muhacir el-Horasani)
Çev: Muhammed Atta

Gereksizse Sil

Bir Yorum Yazın