Son fitnenin figüranları

Yazar: Muhammed Bedi - Yazının Tarihi: 28 Ocak 2017 | 30 Rebiülahir 1438 Cumartesi

Şam’ın Fethi Cephesi (ŞFC) kasım ayından bu yana sahada birliği ve beraberliği sağlamak için bir çok girişimde bulunmuş, İrili ufaklı grupları birleştirmek amacıyla gerek şer’i kadılar heyeti gerekse askeri şura heyeti ile ön bir çalışma yapılmaya çalışmıştır.

 

 

Ancak bazı grupların batı destekli oluşu ve bu grupların, birleşmek isteyen diğer grupları olumsuz yönden etkilemesi nedeniyle herhangi bir birleşme gerçekleştirilemedi.

 

Geçen bu süre zarfında Rusya’nın Halep’e düzenlediği askeri operasyon son şehrin rejimin eline geçmesi, muhalifleri zor bir duruma soktu. Hatta durum o dereceye geldi ki; artık bitti gibi bakılmaya başlandı.

 

Artık durum bundan çok daha farklı idi. Halep’in düşüşü sadece askeri yetersizlikten öte, uluslararası güçlerin üzerindeki bazı projelerinin ve sahada faal halde olan bazı gruplarında bu oyuna gelmiş olmasının sonucu idi.

 

Öyle ki bazı grupların ribat (nöbet) bölgelerinden bilinçli çekilmiş ve ateşkes söylemleri içerisinde Halep sessizce düşmüştü.

Burada önemli bir soru gündeme geliyordu ki tehlikeli ve tedirgin edici bir nokta idi:
“Halep’te ribat bölgelerini terk eden gruplar aynı şeyi İdlip’te de yapabilirler miydi?”

 

İdlip için tehlike arz eden bir diğer mesele de grupların dağınıklığı ve çok başlılığıydı.

 

Son dönemlerde Şam’ın Fethi Cephesi’nin bu hususta diğer grupları uyarması, ve birleşme girişimlerini yoğunlaşması, özellikle grubu “terör örgütü” olarak gören gibi ülkelerin hoşuna gitmemiş ve bölgedeki ajanlarını harekete geçirerek ŞFC’nin askeri ve idari liderlerine İHA’lar aracılığıyla nokta atışları gerçekleştirmiştir.

 

Bütün bu olanlar üzerine, Suriye genelinde çok sayıda grup (Astana’ya) katılarak, ülkeyi işgal eden Rusya’nın garantörlüğünde rejimi ile anlaşmaya varması ve ŞFC’ye karşı savaşılması üzerinde ittifak etmesi, bardağı taşıran son damla oldu.

 

ŞFC daha önce Amerika destekli Kuzey Cephesi olayında olduğu gibi fitnenin kökünü kazımak ve dış devletlerin Suriye sahasında gerçekleştirmek istediği sömürü projelerini boşa çıkarmak için Kuzey İdlip ve Halep’in batısında toplam 5 adet Ceyşul Mucahidin grubuna ait makara baskın düzenledi, silahlarına ve teçhizatlarına  el koydu.
Bu olaylar sırasında herhangi bir karşı koyma gözlenmemiştir. ve teçhizat teslim etmeyen bazı kişiler gözaltına alınmıştır.

 

 

Olay esnasında  Ceyş-ul Mücahidin’in komutanlarından birisi teslim olmamak için “-u Şam’a katıldık” desede, tarafından herhangi bir doğrulama gelmediğinden dolayı, ŞFC oraya da el koymuş ve son kalelerini de böylelikle ele geçirmişti.

 

 

ŞFC’nin bu operasyonlardaki diğer amacı, yaptığı istihbarat çalışmaları sonucu( ki bunlardan bir çoğu kendi grup elemanlarının itirafı iledir) söz konusu ÖSO’ya bağlı, ya da bağımsız grupların Amerika ve diğer dış güçlerden silah ve maddi yardımı alarak, bunu sahadaki ŞFC gibi tarafından “terör grubu” olarak ilan edilen unsurlara karşı kullanma endişesi idi.

 

ŞFC’ye toplu savaş ilan eden grupların liderleri, oyuncağı alınan çocuklar misali kimisi oyundan çekilmiş ve bir çoğu da katılımdan ziyade yakın bölge olan Türkiye’ye kaçmışlardır.

 

Kaçmaları bölgede “ŞFC’nin eline karargah ve techizattan başka birşey geçmedi” yorumlarına sebep olsa da, bu hamleler ŞFC tarafından alınmış kararlılığın göstergesidir.

 

ŞFC’nin’nin, Türkiye’de konuşlanmış ve Türkiye hükümeti tarafından yönlendirildiği bilinen “Suriye İslam Komitesi “ tarafından harici ilan edilmesi ve sosyal medyada ŞFC liderine açıkça harici tagı açılarak Abdurrahman İbni Mülcem’in torunu yakıştırılması yapılması olayları daha da alevlendirmiştir.

 

Bunların ve çıkan her tür olumsuz haberin bilinçli bir şekilde yayılması, gerek tartışma forumları gerekse sosyal medya hesapları ile gerilimi tırmandırma çabaları ŞFC’yi bu kararından yıldırmaya yöneliktir. Aslen amaç Ahrar ile karşı karşıya getirmeye çalışmaktır.

 

Ne var ki kandan reyting ile beslenen bazı Arap gazeteci ve ÖSO yanlısı sosyal medya hesapları ŞFC’nin bölgede yaptığı devrimin yararına olan bu hamleleri, kanlı hesaplaşmalar olarak göstermeye çalışmışlar, doğru düzgün çatışmanın yaşanmadığı olayları, oturdukları yerden sanki savaş varmış gibi sunma gayretine girmişlerdir.

 

 

Bunların etkisi olarak Halep kırsalındaki ŞFC’nin hamleleri  sırasında ilk etapta çatışma yaşanmazken, sosyal medyada yayınlamasıyla hararetlenen bazı gruplar bir araya toplanmışlar ve  ŞFC’ye bağlı birimlerin evlerini basmaya kadar gitmişler, 2 kişiyi yaralayıp 6 kişinin kanına girmişlerdi.

 

Bu satırların yazıldığı dakikalarda İdlib’in kuzeyindeki Dana bölgesinde operasyonlara devam edilmektedir.

Sosyal medyanın Arap Baharında olduğu gibi olumlu etkilerinin yanı sıra olumsuz etkileri de vardır. Özellikle yaşanan son olaylarda bu açıkça görülmektedir. İrili ufaklı gruplar “bugün bize yarın size” söylemleriyle kendilerine yandaş toplamaya ve fitne yayacak haberler  yapmışlardır. Bunların en şiddet içeriklisi Sukur-u Şam (Şam’ın Şahinleri) lideri Ahmed eş-Şeyh Ebu İsa’nın mesajlarıdır. Cund-ul Aksa ile arasında daha önce yaşanan gerginlikler gündeme getirmiştir.

İlgilinizi Çekebilir:  ABD uçakları Haseke'de bir camiyi vurdu

 

Fetih Medya

Sukuruş Şam (Şam’ın Şahinleri) lideri Ahmed eş-Şeyh Ebu İsa

Ahrar’ı işin içine çekmeye çalışan Sukur eş Şam lideri Ahmed eş-Şeyh Ebu İsa “tekfirci haricilere karşı birlik” söylemiyle diğer gruplara ŞFC’ye karşı “savaş” çağrısı yapmıştır. Ahmed eş Şeyh Ebu İsa daha da ileri giderek ŞFC’yi Hz. Ali r.a’ı katleden Abdurrahman İbni Mülcem’in torunları diye niteleyerek en ağır dille harici ithamında bulunmuştur.

 

Bu konuda zaten Cundul Aksa yarası devam eden Ahrar’ın bazı liderleri boş durmayıp Ebu İsa ile görüştüler ve kendilerine ŞFC tarafından yapılan Cundul Aksa’ya sahip çıkma gibi, Sukuruş Şam ve diğer ŞFC ile araları kötü gruplara katılmaları dahilinde sahip çıkacaklarını beyan ettiler. ÖSO’lu gruplar ilk başta buna yanaşmasa da ilerleyen saatlerde kuşatma altına alınan noktalardan olumsuz haberler gelmesinden dolayı buna mecbur kalmışlardır.

Fetih Medya
Ceyşul Mucahidin (mucrimin) ŞFC tarafından ele geçirilen askeri komuta merkezinde çıkan ekstazi ve uyuşturucular. Bunların kullanıldığı ve içildiğini gösteren kaplar da üssün değişik köşelerinde ele geçirildi.

Ahrar yayılan bu fitneyi lehine çevirmek adına yerel yayınlarla “isteyen katılabilir, koruruz” tarzı mesajlar verdi. Sosyal medya hesaplarında kendi bünyesine gelecek saldırı tehdidini aynı şekilde karşılayacaklarını açıklamayı da ihmal etmedi.

 

Bu arada fitnenin alevlenmesi ile büyütülmesinden çekinen ŞFC açıkça Cundul Aksa ile organik bağlarının olmadıklarını belirten bir mesaj yayınladı.

 

Cephet-u Şamiyye ve Cephet-u İslam ŞFC’ye karşı açıkca tavır aldılar. Sahanın dört bir yanından  bir çok grup ŞFC’ye destek olduklarını duyursalar da Nureddin Zengi, Ensarud Din ve Liva ul-Haq gibi bazı gruplar(başta destek verdikleri halde) tarafsızlıklarını koruyacaklarını belirten açıklamalar yaptılar.

Bütün bunlar olurken ŞFC, her defasında kanın dökülmesine engel olmak için itidal çağrısı yapıyor resmi hesaplarında tahrike yönelik hiçbir resim, video ve habere yer vermiyordu.

Ahrar ise boş durmuyor zayıf düşen grupları bünyesine almaya devam ediyordu. Ardından sosyal medyada kendisine katılan gruplara herhangi bir saldırı yapılması durumunda karşılık verecekleri açıklamasına yer verdi.

 

Ahrar lideri Ebu Ammar Ömer de ses kaydı yayınlayarak bizzat talimat verip arabuluculuk çalışmaları başlattığını ancak buna ŞFC’nin yanaşmadığını ileri sürdü.

Sahada etkin isimlerden ve Ahrar lideri Ebu Ammar Ömer ile yakınlığı bilinen Dr. Abdullah fitne zamanı oturanın ayakta durandan hayırlı olacağını söyleyip hiçbir çatışmanın tarafı olmayacağını söyledi.

 

Bundan sonra ŞFC’nin alimleri çağırması sahaya davet etmesi özelde durumlarının yakinen anlaşılması için çırpınıştı.

 

Şuanki süreç açıklamalar şeklinde devam ediyor. Esed rejiminin durumdan istifa etmeye başladığı da görülüyor. Bu esnada rejim ters bir oyun oynayarak, muhalifler rejime karşı birleşmesin diye bombardımana da ara verebilir. Ne de olsa birlikteliği sağlayan şey aynı düşmana karşı mücadele etmektir.

 

 

Ancak ŞFC, birleştirici rol oynamak üzere devrimin hareket sahasını kısıtlayan gruplara karşı sert tavrını sürdürecek gibi görünüyor.

Astana’ya gelince ŞFC Astana’yı Suriye’deki devrimi biterecek bir tuzak olarak nitelendiriyor. Görüşmelere dahil edilip edilmemeyi umursamıyor.

 

ŞFC görüşmelerin garantörü ülkelerin birleşmeyi engellediklerini vurgulayarak, şu ifadeleri kullanmıştı:

”Astana görüşmelerine Suriyeli muhalif grupların katılmalarına zorlayan ülkeler aynı zamanda bölünmeye sebebiyet veren ve birleşmeye engel olan ülkelerdir.”

27/01/2017

Muhammed BEDΠ/İDLİB

Bu yazı Fetih Medya’ya özel olarak Fetih Medya’nın talebi üzerine Muhammed BEDÎ tarafından kaleme alınmıştır.

 

Muhammed BEDÎ kimdir?

ŞFC’nin bölge iştişare heyetinde yer alan Muhammed BEDİ Fırat Ünviversitesi’nde başladığı eğitimine, Dimeşk Üniversitesi’nde Hukuk mastırı ile devam etti. Arap baharı sonrası devrim yanlısı olayların çıkmasının ardından üniversitede gözaltına alındı. 6 buçuk ay hapishanelerinde işkence altında kaldı. Halep’teki evi rejim tarafından vurulmuş ve bir çocuğunu kaybetmiştir. Şuan İdlip’te yaşamaktadır.

Fetih Medya – Özel Haber

 

 

 

 

Bir Yorum Yazın

    • Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz?