Gündem Değerlendirmesi

Yazar: velioglu - Yazının Tarihi: 12 Mart 2018 | 24 Cemaziyelahir 1439 Pazartesi 07:39

Son birkaç yıldır İslami anlayışta Peygamber (sas) Sünnetini (hadislerini) ve dolayısıyla Peygamber (sas)’i devre dışı bırakarak Kur’an teorileri üzerinden –önemli bir kısmını da tarihe mal ederek- beşeri ideolojilerle uyumlu, tabiri uygunsa seküler bir İslam anlayışı geliştirmeye çalışan mealcilere hemen her kapının sonuna kadar açılması, programdan programa, tv’den tv’ye koşacak şekilde yoğun bir propaganda göreviyle vazifelendirilmeleri;

Son birkaç gündür İslam’ı Kur’an-Sünnet olarak bütüncül ve sabit hükümlerinin zaman ve mekân üstü olduğu mevzusunda istikamet üzere olan bazı hocaların eski konuşmalarından kes-yapıştır formatıyla oluşturulan bir görüntüler üzerinden hedef alınarak kitabi yani temel kaynaklarına dayalı doğru İslami anlayışa olumsuz algı operasyonlarının yapılması, dahası erkin de zirveden bu tartışmalara katılıp İslam’ın yenilenmesini dillendirmesi, İslami anlayış adına ciddi bir tahribat ve dejenerasyonun habercisi gibi görünüyor.

Daha önce bazı örgütsel cemaatlerle birlikte oturtulmaya çalışılan kendi ifadeleriyle ‘ılımlı İslam’ veya ‘soft Anadolu İslam’ı’ anlayışının akamete uğraması, beşeri ideolojilerle uyumlu seküler bir İslami anlayışı, örgütsel veya cemaatsel görüntüden uzak gibi görünen mealciler üzerinden oturtulma girişiminin tezahürleri beliriyor sanki.

Bu mealci –mealci diyoruz çünkü geneli Kur’an’ı kendi ana dilinde bilmiyor, daha çok meal ve çeviriler üzerinden ahkâm kesmeye yelteniyor- zihniyet, dini anlamada Peygamber (sas) Sünnetini, kimisi büyük ölçüde kimisi de tamamen devre dışı bırakarak dinde bir yerinin olmadığını ileri sürerek İslami ahkâmın çok önemli bir kısmını rafa kaldırmış oluyor. Bunun sonucunda Kur’an’ı anlama ve yorumlama işi de kendi statükocu, seküler ve rasyonalist mantalitelerine kalmış oluyor. İşte bu noktada hayatı bütüncül bir şekilde kapsayan İslami ahkâm törpülenerek laik, maddeci ve kapitalci beşeri düzenlerle uyumlu bir dini yaşam üretilme gayretleri doğuyor. Artık beşeri sistemler İslam’ı kendi yolunda bir engel olarak göremeyecek, çünkü , oruç gibi birkaç ritüel ibadet ve bazı ahlaki normdan ibaret kalmış olacaktır. Böylece sistem ile İslam tamamen barıştırılmış ve siyasal iktidardan İslam adına beklentileri olanların da beklentilerine –susacakları kadar- cevap verilmiş olacaktır. Daha fazla uzatmak istemem, zira anlayana bir örnek kâfi iken, anlamayan veya anlamak istemeyene bin örnek de yetersiz olur.

İlgilinizi Çekebilir:  Irak ordusundan DEAŞ’a hava saldırısı: 6 ölü

Ancak bütün bunlar ümitsiz olmamız için bir gerekçe değildir. Çünkü herkes kendince hesaplar yapar ama hiç kimsenin hesabı ’ın hesabına galip gelemez. Dolayısıyla ’ın diniyle oynamaya kalkışanların sadece hüsrandan nasip aldıklarını biliyoruz. İşte bu noktada, İbrahim (as)’ın kıssasında anlatılan karınca misali, olayların seyrini değiştirme gücün olmasa da –ki öyle bir sorumluluğun yoktur- nerede durduğun önemlidir. bizi her zaman hakkın yanında durmaya muvaffak etsin.

 

B. ALDIYAÎ

Bir Yorum Yazın