Whatsapp numaramız:+90 530 368 46 36
HESABIM
Üye Ol

GELİN BİLGİYİ GÜNCELLEŞTİRELİM

Yazar: Musa Yıldız - Yazının Tarihi: 14 Eylül 2019 | 15 Muharrem 1441 Cumartesi 09:07

“Algıdaki Şeytan” Yazısının İkinci Bölümü:

Gelin Bilgiyi Güncelleştirelim

Gelin bakalım şimdi bu bilgileri günümüze uyarlayıp güncelleştirelim: Dün, küfrün mekânlaşmış isimleri Da’run Nedve ve Mescid-i Dırar idi. Şimdinin isimleri -araç-gereçler ve mekânlar- farklı olsa da fonksiyonel olarak aynı işlevi görüyorlar.

Teknolojik araçların gelişimi ile günümüz şartlarında iletişim kolaylıkla sağlanıyor, bilgi alışverişi artıyor böylece küresel değişiminin dinamik temelleri; bu araçların her alanda işlev bulmasıyla şekilleniyor.

Küresel gelişim ve gelişmelerin pratik hayata yansımalarının olumlu yönleri olduğu gibi, olumsuz yönleri de oluyor. Yarar dairesi ciddi manada genişlediği gibi, zarar dairesi de oldukça genişliyor. Yani Da’rul Erkam’lar çoğaldığı gibi, Da’run Nedve’ler de çoğalmaya devam ediyor.

İletişim araçlarından sadece televizyonu ve interneti ele alacak olursak, evlerimizdeki konumları itibariyle vazgeçilmez iletişim araçları halini almışlardır. Bu gerçeklik, beraberinde kötü emellerin peşinde olan güçlerin sınırları aşıp evlerimize kadar ulaşmalarına sebebiyet vermiştir. Böylece emperyalist güçler, savaşı meydanlardan alıp zihinlere taşımış oldular.

Bunu fırsat bilen güçler, algı operasyonları, sübliminal, 24. kare vb. tekniklerle zihinleri kolay bir şekilde edebiliyorlar. Bu durum karşısında iletişim araçlarını bilinçli bir şekilde kullanamayan Müslümanlar, bilerek veya bilmeyerek saflarında yer alıyor ve her şeyleriyle ciddi bir sorun teşkil ediyorlar.

Dün Mekkeli müşrikler Da’run Nedve’de, Münafıklar ise Medine’de sözlerini bir ederek Müslümanlara karşı algı oluşturuyor; toplumu yalan-yanlış bilgiler ve çarpık analizler ile aldatıyorlardı. Bugün ise 21. Yüzyılın küfür odakları, kitle iletişim araçları ile sözlerini bir ederek Müslümanlar üzerinden olumsuz algılar oluşturuyorlar. Müslüman toplumlar ahlaki, ve kültürel yapısı çözülerek bozuluyor, modernleşme ve batılılaşma anlamında bir eğilime zorlanıyor; söz konusu eğilimi almış toplumlar için de, bu süreç daha da hızlandırıyorlar.

“Akıllarınca Allah’ı ve iman edenleri aldatmaya kalkışıyorlar; hâlbuki onlar farkında olmadan yalnızca kendilerini aldatmış oluyorlar.” (Bakara,9)

Herkesin farklı kitle iletişim araçlarıyla hep bir ağızdan aynı şeyleri söyleyerek tekrar etmesi doğruluk ve hakikat anlamında bir şey ifade etmez. Mekkeli Müşriklerin Peygamberimizi farklı kanalların aynı sloganlarıyla karalamaya çalışması gibi… Algıları ve ağızları aynıydı ama hakikat anlamında iddia ettikleri şeylerin hiçbir değeri yoktu. Mesela; geçmiş tarihin Sovyetler Birliği ve günümüzün ’si, Afganistan’ı işgal ederek oraya adalet götürmek istediğini –sözde- iddia eder. Sonra bir grup genç ayaklanıp “topraklarımızı size yedirmez ve sizi topraklarımızda barındırmayız” diyerek karşı çıkarlar. Ardından emperyalist güçler kimseyi dikkate almayarak ellerindeki demir gücüyle emellerine ulaşmaya çalışır fakat toprak sahipleri de aynı yolla bu zulme karşı cevap verirler. Önlerindeki engellerden rahatsız olan şer güçler, hemen uluslararası medyaya bu grubun terörist olduğu ilanını verdirir ve bütün medya kuruluşları papağan gibi emredilen şeyi tekrar edip dururlar. Şimdi bizler, herkes aynı şeyi tekrar ediyor diye koyun gibi peşlerine mi takılalım? Buna doğruluk süsü mü verelim?

“Sana (gerekli) ilim geldikten sonra, bu hususta seninle kim tartışacak olursa, de ki: “Gelin oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, siz ve biz de toplanalım. Sonra lanetleşelim de, Allah’ın lanetinin yalancılara olmasını dileyelim.” (Ali-İmran,61)

“Asıl görevi doğru bir şekilde bilgilendirmek olan medya organı, artık ticari bir meta haline gelmiş olan haberi, satış için üreten bir fabrika şekline bürünmüştür. Bunun bir sonucu olarak da haber dezenformasyona uğramakta ve çoğu kez de manipüle edilmektedir. Bu durum halkın bilgilendirilmesi noktasında birçok sorunu beraberinde getirmekte, özellikle rekabetçi bir anlayış tarzıyla verilen haberlerde yönlendirmeler bir şekilde kendini göstermektedir” (1) Evet, ticari bir meta halini almış olan medyaların, emperyalist güçlerin güdümünde şekillenmesi hiç de şaşırılacak bir durum değildir.

Yazan: Musa Yıldız

1- (Meyer, T.(2002). Medya Demokrasisi, (Çev: Ahmet Fethi), İstanbul: İş Bankası Kültür Yayınları)

Not: Bu yazı “Algıdaki Şeytan” yazısının ikinci bölümüdür. Ayrıca bu yazım Mihrap Dergisinde de yayınlanmıştır.

Yorum Yazın

UYARI: Hakaret içeren ve imla kurallarına dikkat edilmeden yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.