Eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Kılıç tanık olarak dinlendi

fetih medya
Fetih Medya
Fetih Medya Haber Merkezi
⌚Haberin Tarihi: 27 Eylül 2018 | 17 Muharrem 1440 Perşembe 16:33

FETÖ’nün girişimi sonrası meslekten ihraç edilen ve tutuklanan eski Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Alparslan Altan’ın yargılandığı davada, eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç tanık olarak dinlendi – Kılıç: – ‘Ergenekon, Balyoz, Askeri Casusluk gibi davalar, genelkurmay başkanının, milletvekillerinin tutuklanmasında bu yapının olduğu görüldü. Sonradan yapılan bireysel başvurular ned

Fetullahçı ’nün (FETÖ) darbe girişimi sonrası meslekten ihraç edilen ve tutuklanan eski Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay ile Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) üyelerinin yargılanmasına devam edildi.

İlk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 9. Ceza Dairesince Yargıtay ek binadaki salonda görülen duruşmada, eski Anayasa Mahkemesi Üyesi Alparslan Altan, ikinci kez hakim karşısına çıktı.

Duruşmaya, Altan, avukatı Erol Aras ve sanık yakınları katıldı.

Örgüt içinde “Selahattin” kod adını kullandığı, örgüt tarafından iletilen talimatları yerine getirmek için gizlilik içinde hareket ettiği, sanığa, örgüt tarafından “patates hat” denilen gizli telefon hattı verildiği, Anayasa Mahkemesi’nde kararların örgüt talimatı doğrultusunda çıkmasını sağlamaya çalıştığı öne sürülen Alparslan Altan, ilk duruşmada, hiçbir terör örgütünün üyesi olmadığını, hiçbir örgütle iltisaklı veya irtibatlı bulunmadığını savunarak, suçlamaları reddetmişti.

Duruşmada, eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç tanık olarak dinlendi.

Sanık Alparslan Altan’ın Anayasa Mahkemesi üyesi seçilmesiyle ilgili süreci anlatan Kılıç, mahkemede çalışacak raportörlerin, Yargıtay, Danıştay, Sayıştay ve üniversitelerden alındıklarını, Altan’ın da 2001’de kendisinden önceki başkanlar döneminde raportör olarak alındığını söyledi.

Yargıtay ve Danıştaydaki tetkik hakimleri yüksek yargıya üye olurken Anayasa Mahkemesi raportörlerinin böyle bir şansı bulunmadığını, bu nedenle raportörlerin kendilerini dışlanmış hissettiklerini dile getiren Kılıç, şöyle devam etti:

“Bu nedenle raportörlerin dışarıda bir süre çalıştıktan sonra yüksek yargıya gitmeleri konusunda bir formül üretildi. Altan ilk üye yapılan raportör değildi, ondan önce de bu uygulama vardı. Benim dönemimden önce de bu şekilde 3 arkadaş seçilmişti. Alparslan Altan’ın 10 yıllık bir çalışma süresi vardı, bu birikimin üstüne Yüce Divan sıfatıyla 8 bakan ve bir başbakan yargıladık. O yıllarda cezacı olmasından dolayı heyette raportör olarak yer aldı. Başarılı çalışmalar yürüttü. Çalışkanlığı, liyakatı nedeniyle herkesin onayı vardı, ben de referans oldum. Denizcilik Müsteşarlığına atanması söz konusu oldu. Aradan birkaç ay geçince bizde yedek üyelik boşaldı.”

– Alparslan Altan’ın Anayasa Mahkemesi üyeliği

Anayasa Mahkemesinin o dönemde 11 asıl 4 yedek üye ile çalıştığını, yedek üyelerin duruşmalara girmediğini, kısmen daha rahat çalışma koşulları bulunduğunu anlatan Kılıç, raportörler ve üyelerin de önerisiyle Alparslan Altan’ın yedek üyeliğe atanması görüşünün benimsendiğini belirtti. Haşim Kılıç, Altan’ın yüzde 97 oranında bedensel ve zihinsel engelli çocuğu bulunması nedeniyle çocuğuyla daha fazla ilgilenebilmesini de amaçladıklarını kaydetti.

O dönemde FETÖ ile ilgili bir hassasiyet, ayrışma bulunmadığını ifade eden Kılıç, “2009’un sonları idi. Kimsenin kimseye tereddütle baktığı yoktu. Yedek üye olursa diğer raportörler için motivasyon kaynağı da olur diye düşündük. Cumhurbaşkanı nezdinde referans oldum ve ataması yapıldı.” diye konuştu.

Ardından 2010 anayasa değişikliğinin gündeme geldiğini, bu değişiklikle Anayasa Mahkemesi yedek üyeliğinin kaldırıldığını anlatan Kılıç, mahkemedeki 4 yedek üyenin asıl üyeliğe geçirildiğini belirtti.

Bir soru üzerine Kılıç, anayasa değişikliği ile yedek üyeliğin kalkacağı konusunu daha önceden bilmediklerini, değişikliğin ilk halinde Anayasa Mahkemesine ilişkin düzenleme bulunmadığını söyledi.

Süreçte HSYK ile siyasi irade arasında o yıllarda ciddi çatışma yaşandığını, siyasi iradenin bunu ancak anayasa değişikliğiyle çözeceğini düşündüğünü anlatan Kılıç, şunları kaydetti:

“Böylelikle ciddi değişiklikler yapıldı. HSYK’deki siyasete yön verme anlayışının, -yargı çatışmasının biteceğini, düzenlemenin yargıyı çok rahatlatacağını düşündük. Ama böyle olmadığını gördük. Belli bir grup HSYK’de görev aldı. Özel yetkili mahkemelere kendi gruplarından insanları tayin ettiler. Bu mahkemelerde Ergenekon, Balyoz, Askeri Casusluk gibi davalar, genelkurmay başkanının, milletvekillerinin tutuklanmasında bu yapının olduğu görüldü. Sonradan yapılan bireysel başvurular nedeniyle bu davalara baktık. Fahiş hatalar yapıldığını, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini gördük. Bu başvuruları sonuca bağladık. Hataları bir nebze düzeltebildik. Bu davalar oy birliğiyle çıktı. Kumpas davalarının arkasında FETÖ’nün olduğu kanaati de vardı. Alparslan Altan’ın eğer örgütle bağı olsaydı, bunlara muhalif kalırdı, itiraz ederdi. Bir itirazı, karşı çıkışı olmadı. Bağlantıları olsaydı kendilerini gösterirlerdi diye düşünüyorum. Ama ben 10 Şubat 2015’te emekli oldum. Altan’ ilgili isnatların çoğu ben emekli olduktan sonraki aşamaya dönük. Bu dönemle ilgili bir şey söylemem mümkün değil.”

– Seçim barajının kaldırılması başvurusu

Alparslan Altan’ın, “Yüzde 10’luk seçim barajının kaldırılması ve seçime katılan siyasi partilerin Hazine yardımından yararlandırılmasıyla ilgili yapılan bireysel başvurularda akıl hocalığı yaptığım iddia ediliyor. Bununla ilgili bilginiz var mı?” sorusu üzerine Haşim Kılıç, 1982 Anayasası ile gelen seçim barajının ülkede sürekli tartışıldığını, barajın anayasaya aykırı olmadığı kararının Anayasa Mahkemesince 1990’lı yıllarda verildiğini söyledi.

Kılıç, 2014’te de seçim barajının kaldırılması ve seçime katılan siyasi partilerin Hazine yardımından yararlandırılmasıyla ilgili dönemin Saadet Partisi Genel Başkanı Mustafa Kamalak ile BBP Genel Başkanı Mustafa Destici’nin iki ayrı bireysel başvuru yaptıklarını anlattı.

Mustafa Kamalak’ın iyi bir hukukçu olduğunu, başvuruyu yaparken bir yerden alma durumunda olmadığını söyleyen Kılıç, “Kamalak cin gibi bir genel başkandır. Dava dilekçesini kendi yazdı. Bireysel başvuruların sonucunu biliyorduk. Yasadan kaynaklanan bir ihlal iddiasıydı çünkü.” dedi.

Haşim Kılıç, başvuruların ardından gazetecilerin soruları üzerine, “Başvurulara raportör raporunu hazırlayınca bakılacak” şeklinde açıklama yaptığını, bunun tepkiyle karşılandığını anlattı. Kılıç, “Şahsıma yönelik büyük ithamlarda bulundular. ‘Gündeme bile alınmaması gerekirdi, hemen reddetmeliydi’ dediler. Bu yüzden görüşmelere girmedim. Başvuruların sonucu zaten çok açıktı, reddine karar verildi. Davacıların sonuç alması için 2 kanun maddesinin iptal edilmesi gerekirdi. Zaten bireysel başvuruda böyle bir hak yok.” şeklinde konuştu.

Kılıç, “Anayasa Mahkemesinde çalışan 77 raportörün 33’ü hakkında FETÖ’den işlem yapılmış. Sanık, bu kişilerin mahkemeye alınmasında referans oldu mu?” sorusuna karşılık da Altan’ın bir iki arkadaşı için referans olduğunu ancak onların alınmadığını bildirdi.

– Tanık Recep Ünal’ın beyanları

Tanık olarak dinlenen eski Anayasa Mahkemesi raportörü Recep Ünal da yüksek mahkemede 2012’de görev yapmaya başladığını, önceleri yapıyla ilgili bilgisinin olmadığını, zaman ilerledikçe sohbetlere katıldığını, 2014’ten itibaren örgütün hakim savcıların çocuklarının eğitimiyle ilgilenen biriminde çalıştığını anlattı.

Sanık Altan’ın raportörlerle yakından ilgilenmesi nedeniyle yapıdan olduğunu düşündüğünü dile getiren Ünal, bazı yazışmalarından da bu kanaatinin pekiştiğini savundu.

Ünal, sohbet toplantılarında bir örgüt mensubunun, Anayasa Mahkemesindeki yapı mensuplarından bahsederken, “üyeler” ifadesini kullandığını ve bu şekilde yüksek mahkemedeki örgüt üyesi sayısının birden fazla olduğunu anladığını söyledi.

-“Selahattin ismi tarihi şahsiyetler bakımından Alparslan ile çağrışım yaptı”

Soru üzerine Alparslan Altan’ın “Selahattin” kod adını kullandığını nereden bildiğini de anlatan Ünal, kod isimler verilirken çağrışım yapan adlar kullanıldığını, kendisine “”, örgütün Anayasa Mahkemesi sorumlusu raportör Selami Er’e “Salim”, eski Anayasa Mahkemesi üyesi Erdal Tercan’a “Ertan” denildiğini, “Selahattin” isminin de tarihi şahsiyetler bakımından “Alparslan” ile çağrışım yaptığını belirtti.

Sanık Altan’ın, “Beni sohbet toplantılarında gördün mü” sorusuna karşılık Ünal, Altan ile resmi ilişki dışında görüşmesi bulunmadığını, sohbet toplantılarında görmediğini söyledi.

Tanık Recep Ünal, Altan’ın, “İddianamede Harun Samsa, tanık Recep Ünal ve ben olduğum iddia edilen Selahattin’in buluştuğu belirtiliyor. Üçümüz bir araya geldik mi?” sorusu üzerine de buradaki Selahattin’in kod isim olmadığını, Danıştay Tetkik Hakimi Selahattin Kaya olduğunu bildirdi.

– Altan tahliyesini istedi

Tanık ifadelerine karşı söz verilen Alparslan Altan, Recep Ünal’ın ifadelerinin kanaatlerden oluştuğunu, somut beyana dayanmadığını savundu.

Görev yaptığı dönemde kendi referansıyla alınan raportör bulunmadığını, bir iki kişinin ismini verdiğini ancak bu kişilerin raportör olmadıklarını aktaran Altan, tutuklu yargılanmasını gerektirecek hiçbir somut delil bulunmadığını öne sürerek tahliyesini istedi.

Mahkeme aranın ardından sanığın tahliye talebini reddedip tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı erteledi.

 

Gereksizse Sil

Bir Yorum Yazın