Ensaru’l İslam ile röportaj: Kürdistan ve İslami hareketler

fetih medya
Fetih Medya
Fetih Medya Haber Merkezi
⌚Haberin Tarihi: 9 Nisan 2018 | 23 Recep 1439 Pazartesi 12:51

Ensaru’l İslam ile Irak ve ’daki savaş tecrübeleri, DAEŞ ve rejimle savaşan Suriyeli insanlarla ilgili çabaları hakkında konuşuldu.

Ensaru’l İslam Kürdistan olarak adlandırılan kuzey Irak bölgesinde kuruldu.

Grup, 1924’te Hilafetin kaldırılmasından sonra bölgede peyderpey oluşan İslami hareketlerin bir parçası.

Kürdistan’daki Ehli Sünnet ekolüne bağlı ilim adamları etrafından toplanan Kürt gençlerinden farklı İslami hareketler neşet etti.

İslami hareketın kuvvetlenerek ilerlemesi, bölgeye dair planları olan hükümetlerin, partilerin ve Batılı ülkelerin dikkatini çekti.

Kürdistan’da herhangi bir seküler-laik veya milliyetçi partiye değil İslam milletine bağlılık gösteren çok sayıda Kürt Müslüman vardı. 1987 yılında Kürdistan İslam Hareketi (KİH) kuruldu. KİH, Şeyh Osman Abdulaziz tarafından, içerisine birçok İslami hareketi katarak -ki bir kısmı 80’lerde Afgan savaşında yer almışlardı- kuruldu.

İç ve dış etmenlere bağlı olarak KİH 2001 yılında dağıldı. Bunun sonucu olarak bazı üyeleri saf İslami yönetimlerini kurabilmek için gruplarını kurarken daha kimileri siyasi partileri ve politik çözümleri kovalamaya başladılar.

Bu gruplar arasında İslami Birleşme Hareketi, Kürt Hamas’ı, Cund’ül İslam, Sorani Kuvvetleri 2. Taburu ve Reformistler Grubu vardı. Tüm bunlar KİH’in dağılmasının ardından İslami bir kurmayı hedefliyorlardı. Ardından bu amaç için birleşmenin şart olduğunu fark ettiler ve 2001 yılında Molla Krekar‘ın liderliğinde birleşerek Ensaru’l İslam grubunu kurdular.

El Risale dergisi, Ensaru’l İslam’ın Suriye temsilici ile mülakat yaptı. Onlarla Irak ve Kürdistan’daki savaş tecrübeleri, DAEŞ ve rejimle savaşan Suriyeli insanlarla ilgili çabaları konuşuldu.

Uluslararası siyaset ve bölgesel çatışma gündemi meraklılarının ilgi ile takip ettiği Mepa News, Ensaru’l İslam temsilcisi ile yapılan röportajı tercüme etti.

El Risale: 11 Eylül 2001 olaylarından önce Ensaru’l İslam ne yapıyordu?

Ensaru’l İslam Hilafetin düşüşünden beri ilk merkezi bölgesi olan Kürdistan’ı güçlendirmeye çalışıyor. O zaman da bu güçlendirmenin temellerini atmakla meşguldük ve bir yandan da Şeriat düşmanı mürtedlerle savaşmaya devam ediyorduk.

Grubun bir kısmı askeri alanda görev aldı: insanları eğitmek, silah üretimi ve geliştirilmesi, silah ve atölye yapımı ve cihadın yaşaması ve grupların başarılı olabilmesi için askeri mühendislik çalışmaları gibi. Grubun bir diğer kısmı da davetle uğraştı: yetiştirmek ve hatiplik öğretmek, iyiliği emredip kötülükten men edecek edecek ilim talebeleri yetiştirmek gibi.

Grubun ufak bir kısmı da medya işleriyle uğraştı. Radyo yayınları yapmak, tv istayonu kurmaya çalışmak ve hem çocuklara hem yetişkinlere yönelik davet çalışmaları kapsamında broşürler basmak gibi. Mücahidlerin dünyevi ihtiyaçları konusunda her şeyle ilgili yardımcı olmaya çalıştılar, aileleriyle kalacak ev sağlamak gibi. Özelde cihat grupları ve ilim adamları arasında, genelde de Müslümanlar arasında sevgi ve kardeşlik bilinci oluşturmak da bu uğraşlara dahil.

El Risale: Amerika’ya karşı nasıl savaşmaya başladınız?

Kontrolümüz altındaki bölgede İslami yönetimi ilan etmemizin ardından dünyanın her tarafından çeşitli coğrafyalardan Müslümanlar buraya gelmeye başladılar. İnsanlar bu bölgede huzur ve içinde yaşıyorlardı. Dolayısıyla böyle bir devletin ortaya çıkması da koalisyonunu rahatsız etti çünkü devletin gücünün farkındaydılar. Ardından ilk olarak bizim ismimizi terör listesine aldılar, sonra savaş ilan ettiler hatta Irak’taki Baas rejiminden önce bize saldırmaya başladılar.

Ağır bombardımanların ardından (ABD ve Haçlıların yerel güçleri) sahada savaşa girdi. Bunun sonucu olarak küfür ve Müslüman devleti arasında bir savaş başladı, Müslümanlar bazı bölgelerden çıkmaya ve bu bölgeleri Kürdistan ordusuna bırakmaya zorlandı. Daha sonra iyice genişledi ve büyüdü. Müslüman ordusu da savaşı Haçlılar ve onlarla birlikte savaşan yerel ajanlarına karşı zorlaştırmak için kırsal bölgelere çekilmek zorunda kaldı. Müslümanlar daha sonra düşmanlarına karşı gerilla taktiğiyle savaşmaya başladı: suikastler, tuzaklanmış araçlar, istişhad saldırıları gibi. Bu Amerikalıları umutsuzluğa sürükledi ve beklentilerini yok etti. Müslümanlara karşı tuzak kurmaya çalıştılar ancak elhamdülillah ’ın merhametiyle başaramadılar ve Ensaru’l İslam hala ayakta ve ’ın izniyle var olmaya da devam edecektir.

İlgilinizi Çekebilir:  Interpol’ün aradığı kişileri kaçıranlara operasyon

El Risale: DAEŞ fitnesi nasıl başladı?

Maalesef bu konuyla ilgili tüm karışık detayları konuşmaya vaktimiz yok. Ensaru’l İslam olarak liderlerini biliyor ve nasıl faaliyete başladıklarını biliyoruz, bu konuda en çok bilgili gruplardan bir tanesiyiz. Aşırılığa düşmeye başladıklarında onlara yanlış yolda olduklarına dair tavsiyede bulunmaya başladık. Bu bağlamda onlara verdiğimiz tavsiyelerin belgeleri de elimizde bulunuyor. Bizim gözlemlerimize göre harici olarak nitelendirilmelerinin iç ve dış sebepleri var:

Dış sebeplerden bir tanesi şu ki cihat içinde sert çatışmaları ve öldürmek gibi eylemler barındırır. Bu yüzden bu eylemleri doğru yönetmek çok ciddi bir Şeriat ilmine sahip olmak gereklidir. Bu DAEŞ’in liderlerinde eksik olan bir şeydir ve bu eksikliğin bir çok çeşitli etkisi olmuştur.

En büyük hatalardan birisi ise DAEŞ’in bazı Baas mensuplarına liderlik ve güç vermesi oldu. Çünkü bu yetkililer Baas istihbarat okullarından mezundu, bu da iyi insanlar yerine onların yetki sahibi olmalarını kolaylaştırdı.

Her mensubuna harici demiyoruz çünkü aralarında iyi ve dürüst insanlar da var ancak çoğunluğu her istediğini yapabilmek için cihadı bir maske olarak kullanıyor. Ne yazık ki aralarındaki iyi insanlar da cihadi gruplarda liderlik yapacak kadar ilme sahip değil ve İslam’ı gerçekten olduğu gibi değil kendi arzularına göre algılıyorlar.

Ayrıca sapkın yorumlamalar yaptılar. İşgalcilerle savaşmak yerine Şiilerle savaşmayı tercih edip aynı anda gereksiz yere bir çok düşmanla uğraşmak zorunda kaldılar. Alimleri açıkça tekfir etmeye başladılar. Kendileriyle birlikte savaşmayan ve kendilerine biat etmeyen herkesi düşman olarak görmeye başladılar. Diğer en büyük problemlerden birisi de tam tersi olması gereken yerde Şeriat kurallarını askeri güç ve istihbaratla uygulamaya kalktılar. Liderlerinden birisi de bu konuyla ilgili olarak “Güvenlik güçleri bizi yönlendiriyor, biz onları yönlendirmeliyiz.” demişti.

Gruplarındaki problemlerden birisi de eski mahkumların ve aralarındaki en sert adamların, günah işleyenleri cezalandırmak için görevlendirilmesiydi. En başlarda hatalarının ufak tefek görünmesiyle bazı alimler onları destekledi ancak zamanla hatalarının büyümesi ve birikmesiyle artık alimler de onlara karşı bir pozisyon aldılar. Burada bahsetmek için bile o kadar çok sebep var ki.

El Risale: Ensaru’l İslam neden Şam’a geldi?

Şam Müslümanları yardım istediğinde onları korumak ve Allah düşmanlarına karşı savaşmak için geldik. Şam’da savaşmak için yeteri miktarda insan olduğunu söyleyen insanlara şunları söylemek istiyorum: “Şam cephesinde olmadığın için burada ne kadar insana ve ekipmana ihtiyacımız olduğunu bilemezsin.” Ayrıca kardeşlerimize askeri tecrübelerimizi aktarmaya ve düşmana karşı savaşmak için en uygun yolu belirlemeye geldik.

El Risale: Eklemek istediğiniz son bir şey var mı?

Düşmanın sayısının çok ve Müslümanlara karşı birlik oldular buna lakin biz az sayıdayız. Şu an cihat bazılarına değil tüm Müslümanların üzerine farzdır. Müslümanlar olarak dinimizi korumak gibi önemli sorumluluklara sahibiz. Eğer çatışmayı kaybedersek savaş çok uzun sürecek ve zafer kazanılması zor bir hale gelecek. Tüm mücahitleri birleşmeye ve Şeriat üzerine sıkıca tutunmaya davet ediyoruz.

Kaynak: Mepa News

Gereksizse Sil