DAEŞ’in Başlattığı Tartışmada Ebu Katade Ve Makdisi’den Birbirlerine Zıt İki Açıklama

fetih medya
Fetih Medya
Fetih Medya Haber Merkezi
⌚Haberin Tarihi: 20 Ocak 2018 | 3 Cemaziyelevvel 1439 Cumartesi 03:38

 

DAEŞ’in Suriye ve Irak’ta sahip olduğu toprakları kaybetmesinin ardından Afganistan ve Mısır’daki Sina Yarımadasına ‘taşındığı’ rapor ediliyor.

Örgütün Sina Vilayeti adındaki Mısır kolu, bu ayın başlarında bir video yayınlayarak HAMAS’a savaş ilan etmişti. Sosyal aracılığıyla paylaşılan videoda HAMAS ve aralarında Ahmet Yasin’in de bulunduğu HAMAS liderleri de tekfir edilmişti.

Irak kökenli örgütün maktul sözcüsü Ebu Muhammed Adnani, dünyadaki tüm İslami cemaat ve grupların sonunu getirene kadar onlarla savaşmaya devam edeceklerini söylediği bir konuşmasıyla hatırlanıyor.

Sina Vilayeti örgütü tarafından yayınlanan videoda DAEŞ’in Gazze’de savaşacağı vaadinde bulunulduktan sonra ‘Müslümanlar’ HAMAS’a karşı savaşmaya çağırıldı.

İsrail’e karşı etkin operasyonlarıyla tanınan İzzeddin El Kassam Tugaylarına silah temin ettiği iddia edilen bir kişi de videoda infaz edilirken görüldü.

DAEŞ’in Ahmet Yasin’i ve HAMAS’ı tekfir eden açıklamalarının ardından gündeme gelen konu, ilgilileri tarafından tartışılıyor.

Ürdünlü ilim adamı Ebu Katade El Filistini resmi sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada DAEŞ’in Ahmet Yasin’i tekfir edişinin karşısında duran bir tavır sergiledi.

Küresel cihat ideologlarından Ebu Katade El Filistini, Ahmet Yasin’i öven bir de şiir paylaştı.

Ebu Katade Filistini, şiir paylaşımını şu ifadelerle yaptı: “Bu, Ahmet Yasin’i tekfir eden cehennem köpeklerine bir cevaptır. onlara hakkettiklerini versin.”

Fetih Medya

Ebu Katade El Filistin’i Ahmet Yasin’e övgüler içeren şiiri sosyal medya hesabından takipçilerine ulaştırdı.

Fetih Medya

Ebu Katade El Filistini gibi Ürdünlü olan diğer bir ilim adamı, Ebu Muhammed El Makdisi ise DAEŞ’in gündeme taşıdığı tartışmada Ebu Katade’nin aksine görüşler ifade eden Müslümanlara nasihatler kullanıcısının yazdıklarını paylaştı.

Fetih Medya

Paylaşımda şunlar ifade edildi:

“Bunlar, İslamcılardan da Cihadçılardan da çoğunun övgülerde bulunduğu meşhur Şeyh’e seçilmiş sorulardır ve şunlar ise onun cevaplarıdır;

Soru: “Ancak demokratik bir devlet istiyor.. Siz neden buna kati bir şekilde karşısınız?

Şeyh’in cevabı: “Ben de seçimleri kazananların içinde bulunduğu yürütme organıyla çok partili demokratik bir devlet istiyorum.”

Soru: “Komunist parti kazanırsa eğer, duruşunuz ne olurdu?”

Şeyh’in cevabı: “Komunist parti kazansa bile Filistin halkının tercihine saygı gösteririm.”

Soru: “Seçimler Filistin halkının çok partili demokratik bir devlet istediğini gösterirse o zaman duruşunuz ne olacak?”

Şeyh’in cevabı: “Vallahi biz şerefe ve hakka sahip olan bir halkız. Eğer Filistin halkı İslam Devletini reddettiğini ifade ederse ben burda da halkın arzularına ve iradesine saygı duyarım.”

Bizim ise anlayışları düzeltme bağlamında bugünkü sorumuz şudur:

Bu sarih batıl sebebiyle bu sözleri kimse eleştirdi mi veya methiyelerde mi bulundular; veya hatalarını mı beyan ettiler? O (eleştiren) inatçı bir ahmak mıdır bir harici mi yoksa şer odaklarından biri mi?

Tevhidi anlayışa sahip akiller topluluğu cevaplayacaklardır:

Eleştiren kesinlikle onlardan değildir ve bu şeyh kim olursa olsun hatalarını, Tevhidin vacipleri ile çatışan açıklamasını belirtmek, bu sözlerden beri olmak, onu öveni eleştirip günahlarını çürütmek vaciptir. Çünkü Tevhid şeyhlerden ve insanlardan daha büyüktür. Onu savunmak muhafaza etmek ve Müslümanların kalplerinde akidelerinde sözlerinde ve amellerinde şaibelerden pak tutmak vaciplerin en vacibi ve amellerin en büyüğüdür.

İşte %100 sağlam hakiki ve sahih cevap budur.

Pekala; bu cevaplara karşı konuşabilecek misiniz? Bu cevapların sahibinin Hamas Hareketi’nin kurucusu Ahmed Yasin olduğunu biliyor muydunuz?”

Makdisinin paylaştığı Müslümanlara nasihatler mesajında “Bunlar, İslamcılardan da Cihadçılardan da çoğunun övgülerde bulunduğu meşhur Şeyh” şeklinde ifade edilse de ‘cihatçıların’ liderlik kadrosunun tamamının fikirbirliği ile Ahmet Yasin’e övgüler düzdüğü biliniyor.

Küresel Cihat Ekolünün önde gelen liderlerinden , Ahmet Yasin’i övüyor ve Onun için Allahtan rahmet dileyen dualarda bulunuyor.

El Kaide’nin kurucu lideri Bin Ladin, Ahmet Yasin’in intikamını alacağına dair söz veren açıklamasıyla hatırlanıyor.

El Kaide lideri Dr. Eymen Ez Zevahiri de Ahmet Yasin’in Müslüman bir lider oluşuna tanıklıkta bulunanlardan biri.

Dr. Zevahiri Ahmet Yasin hakkında şöyle söyler:

“Ben, Ahmet Yasin’i (Allah kendisine rahmet etsin) Ümmetin bu asırdaki en ali liderlerinden biri olarak görüyorum ve O da bunu şehadetiyle kendisine zulmedenlere, terk edenlere ve cesaretini kıranlara karşı kanıtlamıştır.

Allah’tan niyazımız onun salih amellerini kabul etmesi, kendisine Cenneti bahşetmesi ve hayırda da bizi ona katmasıdır.

El Kaide genel emiri ve örgütün fikir liderlerinden Atiyetullah El Libi de A’malul Kamile adlı eserde konu hakkındaki şu görüşleriyle tanınıyor:

Birçok mücahidin söylemlerinde ve muhalifleri ile özellikle belirli gruplarla muamelelerinde ıslaha ve yol göstermeye ihtiyacı var. Ve de önceliklerin, önemli ve vurgulanması gereken belirli meselelerde daha derin ve eksiksiz bir şekilde kontrole ihtiyacı var. Muhalefete karşı muhalif olarak, reddederek, nasihat ederek, şefkat ya da zorla, şiddetle ya da incelikle, kolaylaştırarak zorlaştırmayarak, müjdeleyerek nefret ettirmeyerek, tevazu, adalet, insaf ve faziletle, kibarca ve insafla ve de genel olarak hikmetle muamele etmek büyük bir fıkıhtır. Her insan için önemli olan ilmi bir konudur. Nasıl ki Allah yolundaki mücahitler dinin sancağını taşıyanlardır, onu savunanlar ve akideyi koruyanlardır, bu yüzden onlar bu ilme ve fıkha en çok ihtiyacı olanlardır. Her mücahide eğitim karargahlarında kalaşnikof ve patlayıcılar hakkında eğitim verildiği gibi bu konu hakkında da özel kurslar verilmesinde bir mahsur yoktur.

İlgilinizi Çekebilir:  "DAEŞ Bağdadi'nin yerine geçecek yeni bir isim arıyor"

İhvan-ı Müslimin kendisine çeşitli grupların mensup olduğu büyük bir cemaattir. Onların bazıları salih bazıları ise öyle değildir. İçinde birçok ihtilaf vardır. Ve cemaatin yapısı bunu içinde barındırıyor, özellikle geçmiş 10 yılda…

Ve cemaat hakkında; bir cemaat olarak konuşmak başka bir şey ve o cemaatin fertleri ve ona mensup olanlar hakkında konuşmak başka bir şeydir. Biz bir insan hakkında değer biçerken ondaki iyiliğe, doğruluğa, takvaya, faydalı ilmine ve salih amellerine bakarız. Falanca cemaate mensup olması ise onun salih ameli mi yahut hata yaptığı bir şey mi? buna bakmak ise ikinci planda kalan bir iştir. Eğer salih amelinden ise bu onun iyiliğini arttırır. Eğer yanlışsa ona Müslümanların genel hatalarına ve alimlerin özel hatalarına karşı muamelemizde sergilediğimiz tutuma göre davranırız.

Hamas’ı ihanetle suçlamak ve onu olarak nitelendirmek vs. Şer’an caiz midir? Hayır… Onu olarak vasıflandırmak ya da onu küfürle suçlamak caiz değildir. Aksine bu bir hatadır. Gerçekten bu, gençlerimizi her yerde uyardığımız, sakınmaları gereken ve bir kişiye hüküm vermede aceleci davranmamaları gereken, hata ve tevilin olabileceği konulardandır. Hata büyük olsa bile bu böyledir. Ancak engelin olamayacağı ve mazeretin kabul edilmeyeceği bir mesele bunun dışındadır. İhanet iddiasına gelince, biz bunu meşru görmüyoruz. Ancak onlar hakkında ya da daha yerinde bir ifade ile onların çoğu hakkında zannımız şudur ki onların emirleri ve alimleri iyi şeyler istiyorlar ve dine yardım etmek için çalışıyorlar . Dine uyabilecekleri kadar uyuyorlar ve onlar Allaha hamd olsun hain değiller hainliğe yakın bile değiller, Allah muhafaza.

Buna rağmen eğer kimi insanlar onların hatalı fiillerinden kaçınmak, hatanın reddinde tavizsiz davranmak için hatayı belirleme esnasında hain ifadesini kullanırlarsa, onlara Müslümanların davasına ettiniz, Allah’ın cihad emanetine ettiniz derlerse bu emir, nehiy ve inkar için mümkün olabilir. Eğer bu ifade, söyleyenlerden ihlas nasihatten dolayı ve dini müdafaa etmek ve onu korumak için çıktıysa adaletli olmalı, haddi aşmamalı ve zulüm etmemelidir. Ve eğer bu şartlar sağlanmazsa kullandığı ifade sahibine aittir, söylenene değil.

Biz Hamas hareketi hatta Hamas hükümeti tağuttur demiyoruz. Çünkü onlar Müslümanlar ve hayra tevil ediyorlar fakat hataya düştüler.

Tekfir meselesi genel olarak bizim daima uyardığımız en ciddi meselelerdendir. Mücahit gençleri onun tehlikesine karşı uyarıyoruz ve onlara diyoruz ki: “Tekfir işini güvendiğiniz alimlerimize bırakın. Herhangi birinin bu konulara müdahil olması ne uygundur ne de caizdir. Çünkü o çok tehlikeli bir iştir büyük alimler, imamlar dahi onda hataya düşmekten korkuyorlar ve daima selamet yolunu diliyorlar. Ve diyorlar ki : ‘Dinde selameti hiçbir şeye denk tutmayız.”

Bu yüzden, sıradan bir genç için Allah’a ve Rasulullah’ın getirdiği her şeye icmali (genel) olarak iman etmesi, aynı şekilde tağutu da icmali olarak reddetmesi yeterlidir. Kişinin, bu hususa ilişkin detaylar ve muayyen bir şahıs ya da grubun kafir olup olmadığı keza bir fiili sebebiyle dinden çıkıp çıkmadığı ve buna benzer cüz’i meselelerde hüküm vermek kişinin ilmi seviyesine göredir. Çünkü bu meseleler içtihat, fetva ve şer’i hükümlere dayalıdır.

Dolayısıyla, bu bahislerde ilmi olmayan biri ya sukut etmeli ya da “Bilmiyorum” demelidir. Bu cevap kişinin ne imanına ne de dinine zarar verir, aksine bu tavrı takınmak imanın mühim gerekliliklerindendir. Bilmeyen kişinin bu meselelere ilişkin konuşması yahut hüküm vermesi ve bu kararında ısrarcı olması caiz değildir. Bu kişi ancak bir alime tabi olmak yoluyla onu taklit edebilir. Bunun yanı sıra ‘Bilmiyorum, alimlere sorun’ demelidir. Sonrasında eğer güvenilir, şer’i ilimlere hakim olmalarıyla bilinen bu alimler hüküm verirse onlara tabi olmaları ve onları taklit etmeleri gerekir.”

El Kaide’nin baş-kadılık görevini yürütmüş Ebu Velid El Ensari de’ HAMAS’ı tekfir etmenin dinde aşırılık yapan tekfircilerin görüşü olduğu’ yönündeki görüşlerini belirttiği risaleleri bulunuyor.

Ürdünlü ilim adamı Ebu Muhammed El Makdisi, 2014 yılında kaleme aldığı ‘Sadıklara Mektup’ adlı yazısında DAEŞ’in dini fikirleri kendisinden öğrendiğini belirtmişti.

Makdisi, şunları yazdı:

“Beni bu nasihatleri yazmaya çağıran, öncelikle din kardeşi olmamız açısından sana olan hırsım, senden önce de İslam ve cihadın kötü gösterilmemesine olan isteğimdir. Yine bunları yazmama neden olan diğer şey ise, boynumda taşımış olduğum emanettir. Sen ve benzerlerin, benim en belirgin davetçilerinden olduğum menhec üzere yetiştiniz. En meşhurları benim kitaplarım olan kitaplarda öğrencilik yaptınız ve hala en barizi benim kitaplarım olan yazılar okumaktasınız. Bunu ancak kibrinden dolayı bir kimse inkar edebilir.”


Kaynak: Asyanın Sesi / Sorumluluk kaynağa aittir.

Gereksizse Sil

Bir Yorum Yazın