BU ÇAĞRIYA KULAK VERİN

Yazar: Musa Yıldız - Yazının Tarihi: 3 Aralık 2018 | 25 Rebiülevvel 1440 Pazartesi 05:42

Bu çağrı genelde ümmetimizin bütün ailelerine, özelde ise kendi aile(yıldız) ve akrabalarıma çağrımdır çünkü Rabbimiz: “Yakın akrabanı uyar” buyuruyor.

1- Çokluk değil, çokluğu ifade edecek azlıklar değerlidir. Toprağın çokluğunda, az olan altının misali gibi…

2- Asıl zor sevildikten sonra seven değil, sevmeye çalışırken hem seven hem sevilen olabilmektir. Sev beni seveyim seni kaidesi; yalnızlık limanıdır.

3- “Her koyun kendi bacağından asılır” sözü Hristiyanlık ekoldür. En büyük dostun seni sana bırakan değil, bıraktıkları yerden seni alandır.

4- Eski jenerasyonun(nesil) lâf yemez tabuları(kültürel değişmez inanç-değer) ile yola devam edilirse; çocuklarımıza onların yaptıklarından başkasını veremeyiz. Yeni jenerasyon için projeleriniz var mı?

5- Dört duvardan müteşekkil olan “okul” meselesini ne kadar çok büyütürseniz çocuklarınızın aklını o kadar küçültmüş olursunuz. Çünkü okulsuz eğitimler, eğitimli okullardan önce gelir. Sosyolojide sosyalleşmenin ilk alanı ailedir.

6- Eğitim sistemine bakış açım her zaman George’unun ifade ettiği gibi olmuştur: “Eğitimime okul yüzünden uzunca bir süre ara vermek zorunda kaldım.” Yani okulu yeterli görürsek, aklımız yalnızca bize yeter. Etrafımızdakilere kandil olamayız.

7- Okula, diplomaya, mesleğe, etikete karşı değilim; sadece bunları eğitim için yeterli gören akla karşıyım. Eğitimsiz etiket sahibi canavardır.

8- İnanç ve değerlerimiz, bizi biz yapan hakikatlerimizdir. Onları kaybedersek, kendimizi kaybetmiş oluruz. Duygularımızı, benliğimizi, özümüzü yani bizi biz yapan her şeyi.
Öze dönüş yapmalıyız…!

9- Eğitimin en büyük parçası okumaktır. “Kitap insanı, insan dünyayı değiştir” hakikati ile yola koyulmalı; böylesi bir dünyada değişen değil, değiştiren konumunda olmalıyız.

10- Akıl, petrol gibidir onu çıkaracak teknolojik gelişmişliğe sahip değilsen; batıdaki adam onu nasıl çıkaracağını çok iyi bilir. Senin olanı, başkasının kullanmasına izin verme!

11- Dün yaptıkları veya yapmadıkları için dedelerimizden(atalarımızdan) şikayetçi oluyoruz; yarın da yaptıklarımız veya yapmadıklarımız için gelecek nesillerimiz bizden şikayetçi olacaktır.

12- “Bir tas ayrana bir ” esprisi nasıl trajikomik ise; bir koca cehalet ile bin koca nesli ifsat etmek de o kadar trajikomik bir durumdur.

İmam Şafii: “Öğrenmenin acısını bir müddet tatmayan, hayatı boyunca cehaletin zilletini yudumlar” diyor.

13- Bir adam Buhârî dersi yapan hocanın yanına girip der ki:

“Batıdaki insanlar Ay’a ulaştı, sen hala Buhârî şerhi yapıyorsun!”

Hoca şöyle cevap verir:

“Mahluk mâhluka ulaşmış, biz Hâlik’a ulaşmak istiyoruz. Lakin aramızda müflis olan bir tek sensin. Ne onlarla Ay’a ulaştın, ne bizimle Buhari okudun!”

Allah için olsun da, ne olursan ol: Doktor ol, öğretmen ol, avukat ol, mühendis ol ama yeter ki müflis olma!

14- Beyni televizyon ve telefon kadar olan bir nesil değil; kitapları yastık yaparak beynini televizyon ve telefona etmeyen bir nesil vizyonumuz olmalıdır.

15- Çocuklarımızı, torunlarımızı, gelecek nesillerimizi ne kadar düşünüyoruz? Batıdaki veya doğunun en doğusundaki adam ailesi ve ülkesi için 100 yıllık projeler ortaya koyuyor. Şu an Suriye’de, ’de, ’de, Doğu Türkistan’da, ’da yaşanan zulümler; bu projelerin tezahürüdür.

Savaşın kapımıza dayanmayacağına dair kimsenin bir teminatı olamaz.
Peki bizim bu projelere karşı bir mekanizmamız var mı?

16- Yer altı zenginliklerini kullanamayan yer üstü varlıkları ile yer üstünü kullanamayan kabirdeki ölüler arasında ne fark var ki? İşte söz konusu 100 yıllık projelerin amacı, yeraltını kullanamayan yerüstü köle varlıkları oluşturmaktır. Ve onlar bu projelerini neticeye ulaştırmak için çocukları annesiz, anneleri de çocuksuz bırakabilecek kadar zalimdirler.

17- Eğitimi(ilmi), sömürgeyi kaldırma merkezli öğrenmeli ve bunun pratik hayatımızdaki yansımalarını çocuklarımızda hissetmeliyiz. Kula kul olarak köleleşen nesillerin zilletini değil, Allah’a kul olarak özgürleşen nesillerin izzetini görebilmeliyiz.

18- Toplum, çeşitli katmanlardan oluşur; bu katmanların en önemlisi ailedir. Bireyler aileyi, aileler ise farklı kurumların birlikteliği ile toplumu oluşturmaktadır. Sosyal dayanışmayı sağlayan en önemli olgu ailedir. Aile bozulursa sosyal sekteye uğrar. Bu durum beraberine aile fertleri arasındaki duygusal bağın gevşemesine ve bir süreden sonra bu bağın kopulmasına sebebiyet verecektir. Bu sebeple aile olgusu ciddi önem arz etmektir; aile elden giderse, son kaleyi de kaybetmiş olacağız.

19- İnsan kalmak basittir ama kolay değildir. Basitlik ile kolaylık arasındaki ince çizgi; yaşam farkını gösterir. Yaşam farkı ile bu ince ayrıntı ortaya koyulmalı; sevgiyle, saygıyla, empatiyle…

20- Köleliği, fabrika ayarlarına uyarlamış bir toplum; özgürlük mücadelesinin fertlerini anlayabilecek durumda değildir. Özgürlüğü benliğine işlemiş fertlerin önündeki en büyük handikap; köleliği kaderi olarak görüp, yediği kamçıyı süslemeye çalışan kölelerdir. Bu sebeple özgürlük mücadelesinin fertlerini çok iyi tanımalı ve bu anlamda mirasımıza sahip çıkmalıyız. Selâhaddin Eyyubiler gibileri gibi…

Son olarak şunu belirtmek istiyorum ki: Artık bazı şeyleri tavsiye veya talep şeklinde sunmayı düşünmüyorum. Düşündüklerimden şüphe içeresinde değilim. Kendiniz için, çocuklarınız için, aileniz için bunları dikkate almak zorundasınız. Anlamak istemeyen insanlar, kendilerini sarsacak tehlikeyi beklesin!
Hayat, insanın kendisine gelmesini bekleyecek kadar uzun değildir.

Yoldaki işaretleri dikkate alın!

Yazan: Musa Yıldız

Bir Yorum Yazın